YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 198. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(18)

11)- Nezaketli olmak
Nezaket: Zarafet, incelik, muaşeret usulu hususunda kavlen ve filen (eylem ve söylem bakımından) gösterilen latif, nazik, edîbâne muamele manalarına gelir. 
Nezâket ve zarafet, insan ruhunda bulunan güzel hislerin hariçteki tezâhürü olup muhatapların kalbine (az-çok) mutlaka te’sir ve nüfûz eder. En katı yürekli insanlar bile nezaketten müteessir olurlar. Nitekim Mevlamız Musa ve Harun (Aleyhimes-selama) şöyle buyurur: اذهبا الي فرعون وقولا له قولا لينا لعله يتذكر أو يخشي     Gidin o Firavn’a, O’na yumuşak ( nazik) söyleyin. Umulur ki, düşünür (anlar) veya (Allah’tan) korkar.”
Nezaketin tesiri, içten ve samîmi olmasına bağlıdır. Yapmacık ve gösteriş için yapılan nezâket, sun’î çiçeklerden taha tarâvetsizdir. Nezâketsiz kimselerle konuşmak (ve hele düşüp-kalkmak ise) ise dayak yemek kadar ruha ıstırab verir.
Bilhassa insanları iyiliklere tevcih vazifesi ile mükellef zevatın nezâketli ve zarif olmaları îcabeder. Kaba ve haşin bir kimse çok güzel şeyler de anlatsa kendisini dinletemez. Anlattıkları insanlarda müsbet tesir yapmaz. Etrafındakiler dağılır, gider.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerimde Peygamberimize hitâben şöyle buyurur: ولو كنت فظاً غليظ القلب لانفضوا من حولك    “(Habibim) Sen katı kalpli, haşin (bir kimse) olsaydın senin etrafından dağılıp giderlerdi.”
Peygamberimiz, birisiyle konuşurken ona yüzünü döner, konuşanın sözünü kesmeyip sonuna kadar dinlerdi. Hatem-i Tayy’ın oğlu Adiy gelince altına minder koydurmuş, bu nezâketten müteessir olan Adiyy müslüman olmuştu.
12)- Affedici ve müsamahakâr olmak
Af: Bağışlamak, suçtan geçmek, azletmek, suçlu hakkında layık olduğu muâhezeyi, terk etmektir.
Müsamaha ise: Aldırmamak, görmezlikten gelmek, her hususta rıfk (yumuşaklık) ve suhûlet (kolaylık) ile muamele etmek, terkedilmesi vâcib olmayan bir şeyi terk edivermek manalarına gelir.
Müslümanlarda bulunması icap eden güzel vasıflardan biri de af edici ve müsamahakâr olmaktır. İnsanoğlunun beşeri hislerden tecridi tamamen mümkün olmadığı için zaman zaman elinden bazı hatalar sadır olmakta ve daha sonra pişman olup incittiği kimseden af talep etmektedir. İman sahasında kemale ve fazilette yüksek bir seviyeye sahip bulunan Müslümanlar af yolunu tercih ederler.
 Af ve müsâmahanın zıddı olan öfke ve intikam, nefsi emmareyi tatmin ederse de Rabbimizi razı etmez. İslam, cezayı meşru görmekle beraber Mevlamız bizlere affetmeyi telkin eder. Ayet-i kerimelerinde şöyle buyurur: وجزاء سيئة سيئة مثلها فمن عفى وأصلح فاجره على الله     “Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür (bir misilleme) dir. Fakat kim affeder ve uzlaşırsa mükâfatı Allah’a âiddir.”
            يا أيها الذين آمنوا إن من أزواجكم  وأولادكم عدوا لكم فا حذروهم وإن تعفوا وتصفحوا وتغفروا فان الله غفور رحيم .    “Ey iman edenler haberiniz olsun ki zevcelerinizle evlatlarınızın bir kısmı size düşmandırlar. O halde onlardan sakınınız, bununla beraber affeder, kusurlarını bağışlar, günahlarını örterseniz şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır.
Af yüce bir gayeye vesiledir ki bu gaye kalp kazanmak, insanlar arasında yakınlık meydana getirmektir. Müsâmaha gösteren müsâmahaya mazhar olur.  Bu ise ferd ve cemiyeti huzur ve mutluluğa götüren şeydir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:  اسمحوا يسمح لكم    “Eğer siz (küçüklerinize) müsamaha gösterirseniz, (büyüklerinizden) müsamaha görürsünüz.” 
Bazı nâ layık halleri, bir nazar-ı müsamaha ile görmek büyüklük eseridir. Affetmekle, hata dahi yapılmış olabilir. Fakat verilecek hatalı cezadan yine de iyidir. Taşköprülüzade Mevzuatül Ulum kitabında: “Af canibinde hata ukubette hatadan efdaldir.”,  buyurur.
Tarih tetkik edilecek olursa suçu affetmekle alakalı pek çok vâkıâya tesadüf edilir. Bilhassa Peygamberlerin nezih hayatları bu gibi fazilet numuneleri ile doludur. Allah’ı inkar eden ve insana acıması bulunmayan nice kimseler yine de O’ndan af ve müsâmaha ile muamele görmüşlerdir.

Velhasıl: Af Allah’ın güzel isimlerinden birisi olup manen büyüklük alametidir. Çünkü küçük insanlar affedemez. Onlar sadece kin-nefret ve intikam duygularının esaret kampında çile çeeken zavallı mahkumlardır. O ise intikâmın zevki son bulur, fakat affın neşvesi nihayet bulmaz.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...