YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 193. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(13)

6)- Müstağni=Tokgözlü olmak
İstiğna: Cenab-ı Hakk’tan başka kimsenin minneti altına girmemek, göz ve gönül tokluğu, elindekini kâfî bulmak, nazlanmak, azamet ve tekebbür etmek ve kendini ihtiyaçtan uzak göstererek, İnsanlara fakirlik şikâyetinden kendini korumaktır. 
Dünyevî ihtiyaçlar için insanlara karşı gösterilen istiğnâ -tekebbür derecesine varmadıkça- bir meziyettir ki, buna “tok gözlülük” de denir. Ancak, Allah-ü Teala’ya, O’nun Rasülüne, din büyüklerine ve uhrevî nimetlere karşı gösterilen istiğnâ, Allah’a karşı isyan ve azgınlıktır. Nitekim Mevlamız şöyle buyurur: (كلا إن الإنسان ليطغي أن رآه استغنى إن إلى ربك الرجعى )  “Sakın okumamazlık etme ya Muhammed! Çünkü insan kendini müstağnî görmekle, muhakkak azar, haddini aşar, hakka karşı gelir, halka ziyan eder. Haberin olsun ki nihai rucû=dönüş Rabbına’dır.”
وأما من بخل واستغنى وكذب بالحسنى فسنيسره للعسرى “Ve ammâ her kim bahillik=cimrilik eder ve istiğnâ=kibirlilik gösterir ve cenneti tekzib eylerse, onu da usrâya (cehennem yoluna) kolaylayacağız.”
( اما من استغنى فأنت له تصدى وما عليك الا يزكى “Amma istiğna edene gelince, sen onun sadasına özeniyorsun. Onun temizlenmemesinden sana ne!” 
“Senden ve Kur’an’dan istifâde etmek istemeyen müstağninin=kibirlinin temizlenmemesinden, İslam’a girmemesinden sana bir mes’ûliyet teveccüh etmez.”
İstiğnânın mergûb(istenilen) ve makbul olanı, dünyevî ihtiyaçlar ve menfaatler için insanlara arz-ı iftikâr (fakir olduğunu şikayet) etmemektir. Bu meziyet Eshab-ı Suffe’nin hâlidir ki, Mevlamız onları Kur’an-ı Kerim’de şöyle senâ buyurmuştur: للفقراء الذين  احصروا فى سبيل الله لا يستطيعون ضربا فى الأرض يحسبهم الجاهل أغنياء من التعفف تعرفهم بسيماهم لا يسألون الناس الحافاً  Verin o fakirlere ki, Allah yolunda kapanmışlar, şuraya, buraya dolaşamazlar, istemekten çekindikleri için, bilmeyen onları zengin zanneder, onları sîmâlarından tanırsın, halkı bîzar etmezler.”
Menfaat mülahazasıyla varlıklı kimselere yakınlık gösterip, onlara hususî muâmele ve yağcılık yapmamalıdır. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: من تواضع الغنى لغناه ذهب ثلثا دينه )  “Kim zengine karşı zenginliğinden dolayı tevazu gösterirse dininin üçte ikisini kaybeder.”
Aç gözlü ve haris insanlar, şeref ve izzet sahibi olamazlar. Müstağnî meşreb olmayanlar, zillet ve hakaretten kurtulamaz, dinin izzet ve şerefini koruyamazlar.
Tokgözlü olmanın îcablarından biri de, paylaşmasını bilmek ve bundan zevk almaktır. Cemiyet halinde yaşayan insanlar, insaf ve adaletle paylaşmalı, hakkına düşene râzı olup, fazlasına ve başkalarının hakkına tenezzül etmemelidir. “Elimdeki imkan ve nimeti benden alacaklar veya ona ortak olacaklar”,  kaygısıyla maiyyetindeki insanlardan rahatsız olup, huysuzluk ve huzursuzluk yapmak din ve diyanet şuuruna sahip olamamanın alametlerindendir. Yalnız kendini o nimete layık görmenin neticesidir.
Elinde bulunan imkân ve nimetleri, din kardeşleri ile paylaşabilmek, hatta kardeşlerinin menfaatini, kendi menfaatine tercih etmek ise, yüksek bir ahlaka sahip olmanın ve nefsin cimriliğinden korunmuş olmanın neticesidir. Tasavvuftaki “Fenâ fil-ihvan”(Din kardeşini kendine tercih etmek) ancak böyle tahakkuk eder.
Allah ve Rasülünün sevgisi ve dîn-i celil-i islâm uğrunda herşeylerini bırakarak, Medineye hicret eden müminlere, kucak açıp ellerindeki bütün imkanları onlarla paylaşan, hatta onları kendilerine tercih eden Ensar-ı Kirâm hazaratının halini, Yüce Mevlamız Haşr süresinde şöyle medh-ı sena buyurmaktadır:
والذين تبوؤا الدار والإيمان من قبلهم يحبون من هاجر إليهم ولا يجدون فى صدورهم حاجة مما أوتوا ويؤثرون على أنفسهم ولو كان بهم خصاصة ومن يوق شح نفسه فأولئك هم المفلحون   “Ve şunlar ki (ensar) onlar (muhacirun)dan önce yurdu hazırlayıp îmana sahip oldular, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler ve onlara verilenden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerine ihtiyaç bile olsa onları nefislerine tercih ederler, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlardır o felah bulanlar.” 
İbn-i Ömer (R.A) hazretlerinden rivayet edildiğine göre Eshab’dan bir zata bir koyun başı (kelle) hediye edilmişti. O, “falanca kardeşim ve çocukları buna bizden daha muhtaçtır”, diyerek komşusuna, o da aynı düşünceyle diğer komşusuna göndermişti. Böylece koyun başı, yedi evi dolaşıp ilk zâta geri geldi. Bu hadise üzerine  ويؤثرون على أنفسهم ولو كان بهم خصاصة    kavl-i celîli nâzil oldu. Bu ayetin sebeb-i nüzûlünde başka benzer rivayetler de zikredilmiştir. Zaten Eshab-ı Kiramın hayatı böyle î’sar (diğergamlık) hadiseleri ile doludur. Yermük muharebesinde son nefeslerini vermek üzere olan mücâhidlerin suyu birbirlerine ikram etmeleri çok ibretamiz bir şekilde tarihin şeref levhalarını doldurmaktadır.

Görülüyor ki istiğnâ ve tokgözlülüğün mertebe-i âlâsı olan îsar açgözlülükten kaçınmakla mümkündür.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...