YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 19. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

DİNİMİZDE SABIR (III)


Kulluk perspektifinden sabır ve imtihan

Kulluk; ahde vefa, konulan hududa îtina, verilene rıza, alınana da sabır göstermektir. İnsanoğlu Allah’a kul olma gayretinde yarış için yaratılmıştır. Her ne zaman ki bu gayret azalmış veya yok olmuş ise, merhametlilerin en fazla merhametlisi olan Cenab-ı Hak, gafletten uyandırmak için, muhtelif bela ve cezalar ile kullarını imtihana tabi tutmuştur. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Görmezler mi ki, her yıl, bir veya iki defa imtihan olunurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar.” Diğer bir ayet-i celilede de: “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan canlardan ve mahsüllerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere lütf-u keremimi müjdele.” , buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadisi şeriflerinde: “Allah kime hayır dilerse, onu bir musibete uğratır” , buyurmuşlardır.

Dikkat edilirse, ayet-i kerimelerde, kulun geçeceği üç basamağa işaret edilmiştir.

1)- Bela ve musibetler ile imtihan olunmak. Bela, İnsana itâat halinde gelir de itâate devam ederse, rütbesi ve derecesi artar. Gaflet halinde iken gelip o da uyanırsa, mağfirettir. İsyan hâlinde gelir, o, bu halden dönerse, af ve mağfiret, hala günaha devam ederse, cezâ olur.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Mükâfatın büyüklüğü belanın şiddetine göredir. Allah sevdiği kimseleri (onları ölçmek ve denemek için) belaya düçar eder.”
2)- Musibetlere sabretmek. Gerçek sabır; bela gelince tâate devam, günahları terk etmek, musîbete katlanıp, kimseye en ufak bir şikâyette bulunmamaktır.
3)- Belanın kendi kusurlarından dolayı geldiğini düşünüp, ibret almak ve gidişatını düzeltmektir. İbret; uyanmayı icap ettiren hadisedir. İbret almak ise; ders alınacak hadise karşısında uyanıp, mevcut hali değiştirmektir.
“Bir musîbet, bin nasihatten yeğdir”derler. Fakat şuursuz olan için musıbetin de kârı yoktur. Çünkü anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna azdır. Sevgili Peygamberimiz sav’in: “Mü’min kişi bir delikten iki defa ısırılmaz”, hadis-i şerifi, hadiselerden ibret almaya işaret buyuruyor.

Sabır ve İmtihan

Sabır, Allah’ın överek emrettiği dünyevi ve uhrevi her türlü güzellik ve özellikleri kazanma vesilesi olan büyük bir imtihandır. İnsan bu imtihanı aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat ederek ancak kazanabilir.
"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle imtihan ederiz, sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).
Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığnı öğreniyoruz. Hz. Peygamberimiz sav şöyle buyuruyor: "Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).


Mükemmel bir Sabır Rol Modeli: Hz. Yakup a.s.

Yakup a.s. oğlu Yusufu kaybedince, için, için ah-ı zar etmiş, hatta bu yüzden göz damarları kurumuş, ama Hz. Allahı bir kuluna şikayet şaibesi karışır diye, bu meseleyi hanımıyla bile konuşmaktan imtina ederek şöyle demiştir: “ Ben bütün şikayet, dert ve üzüntümü tamamen Allaha arz ediyorum. Artık (bir kul olarak) bana düşen ve yakışan yegane vazife, sabr-ı cemil göstermektir.”
Hz. Yakup, çok sevdiği o ciğer paresinin hayatından ümidini kesen herkese karşı yek başına sabır savaşı vererek devamlı umut, inanç ve tevekkül içinde olmuştur.
Sonuç: Sabreden derviş (tabii ki her zaman olduğu gibi) muradına ermiştir. Öyle ki Hz Yusufun önce kokusu müjde, ardından gömleği, katarakt olan gözlerinin görmesi için ilaç, sonra kendisinin hem de Mısırın Maliye Bakanı olarak bulunması, onun sabır-ümit-tevekkül-iman denklemini, Cenab-ı Hakkın çözerek tezahür ettirmesinden başka bir şey değildir. Yani Hz. Yakup, sabır bineğiyle çıktığı iman yolculuğunda ümit aşını
tevekkül ateşinde pişire pişire tek başına yürümüştür. İstiğfar yağıyla dua sosunu da ihmal etmediği ibadet tenceresinde otuz yılda aheste aheste pişirdiği bu yemeği aile boyu hepsi yemişlerdir.
Böylece Yakup a.s, insanlık tarihinde evlat acısı çekerek bir ömür boyu koştuğu sabır maratonunun şampiyona ödülünü çok ama çok sevdiği, (dünya-ahiret) insanlık güzeli Yusufuna kavuşarak almış, kutlamasını da Mısırın saraylarında yapmışlardır.
İşte sabır, nusret-i İlahiyi celp eden en büyük amildir. O itibarla Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keriminde şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, Sabr-ı sebat ve namaz ( ve dua) ile yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabr edenler ile beraberdir.”

Hulasa

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. O müstesna şahsiyetler, Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Zindana atılmışlar ama daima sabretmişlerdir.
Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...