YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 181. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(1)

GİRİŞ
Bütün insanların peşinden koştuğu iki önemli şey: “Huzur ve Mutluluktur”. Bazıları para kazanarak, bazıları çok başarılı olarak, bir kısmı makam-mevki sahibi olarak veya güçlü olarak, bazıları sanat-felsefe-bilim yaparak, bazıları dindarane nutuklar atarak huzurlu ve mutlu olunacağını düşünürler.
Pek bilmeyiz aslında mutlu ve huzurlu olmanın ne manaya geldiklerini. Bir bilgi meselesi olmaktan ziyade bir yaşantı halidirler çünkü. Yani anlatılmaz yaşanır. O itibarla da tatmayan nereden ve nasıl bilsin. Buna rağmen biz, bu tür yaşantı hallerini tasvir etmeye ve anlayıp anlatmaya çalışacağız.
Huzur, ruhun ve zihnin sükûnet bulması halidir. Kendi içinde insanın sağladığı sekine (sakinlik) durumudur. Huzur, insanın zihnen ve ruhen sarsılmama, etkilenmeme hali ile ortaya çıkan ve kendisini bir huzurda hazır hissetmesi durumunda gerçekleşen deruni bir itmi’nan (dinginlik) olarak da düşünülebilir. Gerek kendi içimizden gerekse dışımızdan gelen ve bizi sürekli karar vermeye, faaliyette bulunmaya zorlayan, iç dünyamızda çatışma-çelişme ve gel-git yaşamamıza neden olan uyarıcılara karşı ilgisiz kalma, hatta ilgisiz kalmanın da ötesinde bu tür uyarıcıların kendimize ulaşma yollarını ortadan kaldırma ile gerçekleşecek olan bir durumdur. Huzur, hiçbir zorbalığın nüfuz edemediği bir durumun sonucu veya kendisidir.
Bir şeyin usûl ve üslubuna riayet etmeksizin, onu elde etmek mümkün değildir. Eskiler bunun için; “usulsüz vusul olmaz” demişlerdir. İstisnasız her hususta olduğu gibi bu hususta da insanlığın ve özellikle Müslümanların en güzel örneği ve en mükemmel rehberi şüphesiz ki kâinatın efendisi Peygamberimiz Sav’dir. Çünkü o,  usul ve üslupların en güzelini takip ve tatbik etmişlerdir. Nitekim ayet-i kerimede: “لقد كان لكم فى رسول الله أسوة حسنة    “Allah’ın Rasülünde sizin için (yaşanmış) güzel numuneler vardır.”,  buyurulmuştur.
Yine Kur’an’ın bir adı da “Hüden”= Hidayet rehberi yani hem dünya ve hem de ahiret mutluluk ve saadetine ermek için insana yön gösteren en doğru ve şaşmaz bir pusula olmasıdır. O sebeple ayeti celilede şöyle ifade edilmiştir: “إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.” ( İsra, 9)
Bunun için her insanın, Kur’an, Sünnet ile Fıtrat kanunları dediğimiz evrensel manzumeler muvacehesinde, kendine has prensipler edinip belli metotlar takip etmesi elzemdir. Bu usulleri ferdi,  insanlar arası ilişkiler, ahlaki ve Allah’a karşı vazifeler olmak üzere dört üst başlık altında ele alacağız.

A- FERDİ OLARAK TAKİP ETMEMİZ İCAP EDEN BAZI PRENSİPLER

1-) İnsanın, Kabiliyetini Bilmesi
Her şey, insanın kendini tanımasıyla başlamaktadır. Kendini tanıyan rabbını tanır hikmetli sözü ne kadar yerindedir.  Çünkü Hz. Allah, herkese ayrı ayrı kabiliyetler bahşederek insanlar arasında tesanüdün (dayanışma) sağlanmasını ve onların kenetlenmelerini istemektedir. Buna göre insanların yetenekleri ayrı olmakla çiçekler gibi rengârenk bir manzara oluşturmaktadır. Çünkü yeryüzünü imar ve abat etme gibi bir vazifesi de bulunan beni-âdemin (insanoğlunun) bunu icra etmesi, ancak farklı istidat ve kabiliyetlerin terkip ve imtizacıyla mümkündür.
O yüzdendir ki nice insanlar kendi kapasitelerine uygun bir iş tutmadıkları için hem ömür, emek ve paraları heba olup gitmekte hem de mutsuz ve umutsuz oldukları için huzursuzluklarından dolayı mahv-ı perişan olmaktadırlar.
Kendini tanımak; nereden geliyorum ve nereye gidiyorum düşüncesiyle “nerede, niçin bulunuyorum” sorusuna cevap vererek kişinin hayattan ne beklediğini, nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığını, yeteneklerinin ne olduğunu bilmesidir. Düşünün ki, kendimizi tanımadan ve bizi sıktığını bildiğimiz halde hoşumuza gitmeyen işleri yaparak ne kadar mutlu olabiliriz. Hiç mümkün mü?
Mevlana ne kadar doğru söylemiş:
Ya Rabbi! Bildir de, ben, beni bileyim;
Beni bilen ben ile kendime geleyim.
Benim bensizliğimle ben, seni bileyim.
Seni bilmeyen beni, ben neyleyeyim.
***
İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar.
Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...