YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 18. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

DİNİMİZDE SABIR (II)


Sabrın Gayesi ve Mükâfatı

Sabrın gâyesi: Beklenmedik olaylar ve içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak, dayanma gücü ve iradesi göstermektir. Allah Teâlâ, böyle hareket edip sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.
Hayatta muvaffak ve erdemli olmanın ve kemale ermenin sırrı hep bu güzel haslette yatmaktadır. Her türlü rezaletin sebebi de: Sabırsızlık veya tam sabır gösterememektir. O ise sabır, vesile-i necat ve muhabbettir. Ayet-i kerimelerde: "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (Bakara, 153). “ Hz. Allah sabredenleri sever.” Buyurulmaktadır.
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır. Nitekim bir atasözünde: “ Sabrın sonu selamettir” denilmiştir. Peygamberimiz de: "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende birçok hayır vardır" buyurarak hep sabrın semeresini izah ve beyan buyurmuştur.
Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin besmelesidir. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. (Asr, 1-3).
Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül iradesi gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76). "Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.
Çünkü sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk, helva olur" diye ne güzel söylemişlerdir.

Sabır Ne Zaman olmalıdır

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle gerçek sabrın, bir felaketle ilk karşılaşıldığı anda olacağını vurgulamıştır. Binaen aleyh önce her tarafı kırıp-döktükten sonra başlayacak olan sabır, gerçek bir sabır değildir. Belki bir anlık öfkeye mağlup olup nefsin tuzağına düştükten sonra meydana gelen hasarın farkına varıp çırpınmaktır.
Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman, heyecana kapılmadan ve şikâyet etmeden, takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 18). Rasulullah (s.a.s) “Sabr-ı cemil, şikâyet edilmeyen sabırdır.” Buyurmuştur

Peygamberimizin ve Ashabının Sabrı

Peygamber Efendimizin, çektiği sıkıntıları ve bunlara karşı gösterdiği sonsuz tahammülü kelimeler ile anlatmak mümkün değildir. Bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Yemin ederim ki, kimsenin görmediği eziyetleri gördüm. Allah uğrunda, hiç kimsenin görmediği korkulara maruz kaldım. Öyle bir otuz gün ve gece geçirdim ki, Bilal’in koltuğu altında sakladığı yiyecek dışında ne bende ne Bilal’de bir canlının yiyebileceği bir şey vardı!”
Vâsile b. Eska’ (R.A) anlatıyor. Biz Medine-i Münevverede Ashab-ı Suffenin içindeydik. Ramazan-ı Şerif ayı gelmiş ve oruca başlamıştık. İftar vakti gelince, her birimizi, Akabe ve Rıdvan biatlarında bulunan müslümanlardan biri alıp, evine götürüyor ve iftar ettiriyordu. Bir akşam yanımıza hiç kimse gelmediği için, aç olarak sabahladık. Ertesi akşam yine kimse gelmeyince, halimizi Allah Rasülüne anlattık.
Rasülüllah, yanlarında yiyecek bir şey var mı diye tek tek hanımlarına haber gönderdi. Fakat hepsinin verdiği cevap şu oldu: “Vallahi Ya Rasülellah, evimizde bir canlının yiyebileceği bir şey yok.”
Bunun üzerine Allahın Rasülü, ashabını toplayıp, ellerini âlemlerin Rabbine kaldırarak, şöyle yalvardılar: “Allah’ım senin fazlından, senin rahmetinden diliyorum, rahmet senin tasarrufundadır, ona senden başka kimse malik değildir.”
Çok geçmemişti ki, bir zat içeri girmek için, izin istedi. Baktık ki, yanında kızartılmış bir bütün koyun ve bolca ekmek var...

Allah dostları ve Sabır

Allah Dostlarının da, bu gaye uğrunda katlanmadığı sıkıntı kalmamıştır. Hatta bu sıkıntıları Mevlanın kendilerine bahşettiği en büyük nimetlerden biri olarak görmüşler ve şöyle buyurmuşlardır: “Vaki musîbetlere karşı rıza lazımdır. Eğer belâdan hâli kalırsak kendimizden şüphe ederiz, “Biz münafık mıyız yoksa?”, deriz. Rasülüllah’ın yolunda olmanın icabı budur.”
Fakat bazı Allah dostları da şöyle dua etmişlerdir.: “Ya Rabbi! Ben imtihan ehli değilim, beni imtihan etme! Habibinin iltimasıyla bize muamele eyle.

Sabır ve Atalet

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.
İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.
Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükâfatını boşa çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...