YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 177. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

ÖNDER ŞAHSİYETLER-III

İMAM-I MATÜRİDİ
(III)

Matüridi'ye göre aklı hata ve sürçmelerden korumak için ihtiyatlı davranmak, makûlün yanında nakle de dayanmak gerekir. O, bu konuda  şöyle der: 
*"Kim nakle dayanarak aklı kullanmada dikkatli ve ihtiyatlı bulunmayı inkâr eder
**veya akıldan gizli kalan şeylerin mahiyet ve künhünü anlamak ister
***ve Hz. Peygamber'den bir işaret olmaksızın nakıs ve sınırlı aklıyla Allah'ın hikmetlerinin tamamını ihata etmeye çalışırsa,
aklına zulmeder ve ona kaldıramayacağı şeyleri yüklemiş olur" (M. Ebu Zehra Tarihul-Mezahibil-İslamiyye fi's-Siyaset-i Vel-Akaid, s. 212-213).

Matüridî'nin elinde, hocalarından okuyup rivayet ettiği İmam A'zam'ın risaleleri, Akaid'den, İlm-i kelama dönüştü. Bu risaleler, inanılması lâzım gelen Ehli Sünnet akidesini açıklayan bilgiler manzumesi idiler. Matüridî , bunlarda beyan edilen akaidi başka nakli delillerle takviye  ve akli kesin delillerle te’yit etti. Akâid'in  teferruâtını burhanlarla takviye ederek sistematize ettiği için  O, Maveraün-Nehir bölgesi ve diğer İslam ülkelerinde Ebu Hanife ekolünün kelamcısı,  Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat yolunun da imamı oldu.
Bu sebeple akaidde Hanefî mezhebi, Matüridi'ye nisbet edildi. Böylece, Hanefî mezhebinde bulunan kelâmcılara Matüridiyye denildi. “Hanefi” ismi sadece  Hanefî  Fukahasının alemi oldu.

İmam Ebul-Hasen el-Eş'arî ile İmam Ebu Mansur el-Matüridî, Ehli Sünnet akidesini  Kur’an ve Sünnete muvafık bir şekilde  akli- mantıki burhanlarla isbat etmişlerdir. Çünkü aklı-selim ile nakli-sahih asla taaruz etmezdi.Ne var ki  Maturidi  -Ebu Hanife gibi-  aklı biraz daha faal kullanıyordu. Ona göre aklın daha çok değeri olduğuna şu örnekler delâlet etmektedir:

1- Her iki mezhebe göre; Allah'ın varlığını aklî delil getirerek bilmek farzdır. Matüridiyye'ye göre peygamber gönderilmezse bile Allah'ı aklen bilmek gereklidir. Allah'ı bilmenin vücubunu idrak eden akıldır. Akıl tek başına Allah'ın varlığını ve bunun vacib oluşunu bilebilirse de, peygamber gönderilmeden, Allah tarafından yapılması teklif edilen hükümleri  bilemez. Allah'ı akılla bilmenin aklen vacib olduğu görüşü, Matüridilere İmam A'zam Ebu Hanife'den geçmiştir. Kemaleddin-i Beyazî'nin (1098/1687) açıklamasına göre, Ebu Hanife "Akıl, yaratıklara bakarak “Halik Taalayı”bilmenin aleti olduğu için  bilmemenin mazereti olamaz" demiştir (Ebu Hanife'nin bu görüşleri için bk. Kemaleddin el-Beyazî, İşaratü'l-Meram, Mısır 1949/1368, s. 78).

Eş'arîler ise;  akıl, Allah'ın varlığını ve birliğini bilmede alet olduğu halde, ona bu bilmenin vücubunu emreden akıl değil, Allah'tır. Allah'ın emri de vahiy ve şeriatla bilinir, diyorlar.

Matürîdîler de; Allah'ı bilmenin vücubunu emreden Allah ise de, akıl, Allah'ın koyup emrettiği bu vücubu bilebilir, diyorlar. Fakat, "akıllı bir kimsenin mazeretsiz olarak Allah'ın varlığına ve birliğine dair akli delil getirmeyi  terk etmesi haramdır. Aklî delili bir özrü olmadan terk eden günahkâr olur. Akıl tek başına Allah'ı bilebilir. Fakat teklifi hükümleri (insanların Allah tarafından mükellef tutulduklârı hükümleri) bilemez" düşüncesinde her iki mezheb de birleşiyorlar.

 

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...