YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 17. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

DİNİMİZDE SABIR (I)


Sabrın Anlamı

Sözlükte: Acıya katlanma, istenilmeyen şeyler karşısında kendini engellemek ve alıkoymak demektir.
Şer’i Şerifte ise: Nefsi, emr-i İlahide tutup nehiy ettiklerinden de uzaklaştırarak bela ve musibetler karşısında Hz. Allah’ın gazabından korkarak rızasını kazanmak için metanet ve tahammül göstermektir.
Sabır: Ruhi bir meleke ve güzel bir huydur. Nefse zor-ağır gelen şeylere katlanmak, bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek ancak sabretmekle mümkün olur.
Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta, elde olmadan, başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren felaketlerin üstesinden gelebilmek için –illaki- sabırlı olmak lazımdır.


Sabrın Önemi

Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde sabır zikredilir. Tarih boyunca inananlar, sırf inandıkları için düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olmuşlar; çeşitli işkencelere uğrayarak onlarla savaşmak zorunda kalmışlardır. İşte bu durumda sabır, mü'minin sığınağı ve güç kaynağı olma rolünü üstlenmiştir.
Nitekim Hz. Musa ve inananlara, Firavun eziyet etmek isteyince, onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (Araf,126) diye duâ etmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz ve ilk Müslümanların,yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri, yine bilinen bir husustur.
İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlar da böyledir. Şu ayetler bunu göstermektedir:
"Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (Şurâ, 43);
"İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz” (Muhammed, 31).

Sabredilecek Yerler

Sabır mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara boyun eğmek ve ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caiz değildir. Bunlara karşı (en azından) kalben rahatsız olmak ve bunlarla –bişekilde- mücadele etmek gerekir. Nitekim Allah Resulü: “Bir kötülük karşısında el ile mücadeleyi, olmazsa dil ile, o da mümkün değilse (bari en azından) kalben karşı durarak kendini o kötülükten kurtarmayı imanın bir icabı olarak” öngörmüştür.
İş buna göre; insan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere karşı sessiz ve lakayıt kalması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları hususunda gevşek durması sabır değil, pısırıklık ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye hep dua etmiştir.

Sabır dinimizde üç yerde olur:

1)- Felaket ve musibetlere karşı sabır: Çünkü dünya bir imtihan yeridir. İnsanın başına gelmedik bir hal yoktur. Yani olmaz, olmaz deme, olmaz olmaz bir yerdir dünya. O itibarla sabırdan başka bir hal çaresi bulunmamaktadır. Peygamberimiz: “Size sabır bineğini tavsiye ediyorum “ buyurmaktadır. Bir ayeti kerimede de: “ Sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmedikçe Cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz? Onlara öyle fakirlik, felaket ve sıkıntılar gelmişti ki sarsılarak (zamanın) peygamberi ve onunla beraber olanlar şöyle demişlerdi: “ Allahın yardımı ne zaman?” (Onların sabırlarına karşılık Mevla-i Mütaal de) Bilmiş olun ki Allahın yardımı yakındır.” Buyurulmuştur.
2)- Günahlara karşı sabretmek: İnsan nefis ve hevasının, haramlara karşı aşırı zaafı vardır. Bu sebeple Arapların bir atasözünde: “ İnsan Yasaklara karşı düşkündür.” Diye söylenir. Şefi’ul-usat olan Peygamberimiz de: “Cehennem, nefsin (hudutsuz) istekleriyle; Cennet de onun hiç hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.” Buyurmuşlardır.
3)- Allahın emirlerini yerine getirmede sabır göstermek: Bunları yapmak Nefis ve şeytanın işine gelmez. Hz. Allah’ın en büyük düşmanı olan bu varlıklar, insanı kendileri gibi melun durumuna düşürmek için olanca güç ve gayretlerini ortaya koyarak ibadetleri daima zor gösterirler. O sebeple insana bir takım haller arız olur ki üşenmeye ve kaçmaya başlar. Oldukça abid ve zahid olan nice insanların bile ibadetleri savsaklaması veya es geçmesinin en önemli sebeplerinden birisi budur. Nitekim bir Ayeti Celilede: “ Namazı (eksiksiz ve düzgün ) kılmak gerçekten (herkese) zor gelir. Bunların –tek- istisnası huşu sahipleridir.” Şeklinde beyan edilmiştir. Bu zorluğun sebebi: Nefsin arzu ve isteklerinin insan üzerindeki hegemonyasıdır. İşte buna karşı sabretmekle bizler mükellefiz.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...