YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 161. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

ÖNDER ŞAHSİYETLER-II

İMAM AZAM EBU HANİFE
(V)

Fıkıhta takip ettiği usul ve kaideler ise şunlardır:
1-)Ehl-i rey olması: Kuran ve sünnet lafızlarının anlaşılmasındaki dilin ilahi değil, beşeri tarafını savunmuş; ekseriyetle şer’i anlamından ziyade kelimelerin sözlük anlamlarını tercih etmiştir.
Yine sia-i kelamda (normal ibarede) hakikat varken mecaza, dal bir ibareden dal bir işareye gitmedikleri gibi, eserden (nasdan) ortaya konulan hükümleri rey ve mantık esasları ile te’lif etmiştir.
Hanefi ulaması, aklı ve mantığı ön planda tutuyor görünse de “teklifi” hükümlerde daha fazla “tefri’” yaparak meselelerin koordinatlarını çok iyi bir şekilde ortaya koymuşlardır. Mesela: Ef’al’i-Mükellefindeki vacip, diğer mezheplere göre ya farzdır ya da –ekseriyetle- sünnettir. Yine Vacibin zıddına tahrimen mekruh denir ki,  Eserci olmalarına rağmen bu kadar tafsil ve tefrik diğer üç mezhebte yoktur.
Bu durum, Hanefilerin, dolayısıyla İmam-ı Azamın lafız-mana dengesini akıl terazisinde çok iyi bir şekilde kurmalarından ileri gelmektedir.
2-)Farazi (Kazuistik=Meseleci) fıkha yönelmesi: Daha problem meydana gelmeden, sanki olmuş gibi,  üzerinde kafa yorarak doktriner (anhasını, minhasını sorgulayıcı) mantık yapısıyla, meselelere hükümler getirmektir. Önce Hanefi mezhebinde gelişen bu sistem, diğer sünni ve gayri sünni mezhepleri de içine çekmiştir.
3-)Gayecilik: Buna “Makasıd-ı Şeria” dahi denir ki; Naslar, gayeleri istikametinde isti’mal edilir. Nassın gayesi, benzeri başka bir yolla tahakkuk ederse o da meşru olduğu gibi Nass’ın maksadının daha a’lası gerçekleşirse evleviyetle meşruiyet kazanmış olur. Mesela zekatın, zekat verilmesi farz olan eşyanın ve malların cinsinden verilmesi icap ettiği halde ihtiyaç sahibi kişinin derdini daha iyi göreceği için para ile verilebileceğini; hatta paranın daha çok işe yarayacağına hükmetmişlerdir. (Şafiye göre zekat malın cinsinden verilir)
4-)İlkecilik: Hanefiler, genel hüküm bildiren naslarla meşhur sünneti ana ilke kabul edip bunları Haber-i vahidin kabulünde de bir kıstas olarak kullanmışlardır.
5-)Hükmün vak’aya uygun olması: İki kız kardeşle nikahlanan iki erkek kardeşin, nikahlanmadıkları diğer kızlarla zifafa girmeleri halinde,“evvelki nikahların bozulup zifafa girilenlerle yeniden akd-i nikah yapılması icap eder” hükmünü ortaya koymaları gibi.
6-)Örfe önem verilmesi: “Örf ile sabit olan hüküm nas ile sabit olmuş gibidir”, kaidesi gibi.
7-)İbadet ve muamelatta kolaylık.
8-)Fakir ve zayıfı gözetme: Hanefi mezhebinde daima ihtilaflı meselelerde fakir ve zayıf taraf gözetilir.
9-)Şahsiyet ve özgürlüğün önde tutulması: Reşide’nin, velisi olmadan, akd-i nikahını yaptırması gibi.

h-) İmam-ı A’zam’ın Kullandığı Şer’i Deliller
a-)Kitap
Bütün mezheplere göre Şer’i şerifin birinci hüküm çıkarma kaynağı Kur’an-ı azimüş-şan’dır. Fakat İ. A’zamın diğerlerinden farkı, şaz kıraatlar ile de amel etmesidir. Bu husustaki dayanağı da yemin keffareti orucunun: “Fe kefferatühü… fesiyamü seleseti eyyamin mütetebiatin” diye “mütetebiat” lafzı ile takyididir.

b-)Sünnet
Kitabı açıklayan, dinin nasıl yaşanılacağını gösteren ve yeni hükümler koyan Sünnet; gavli, fi’li ve takriri  kısımlara ayrıldığı gibi; rivayet ve senetleri itibariyle de mütevatir, meşhur  ve haberi ahad diye 3’e ayrılır. Diğer mezheplerde sünnetin meşhur kısmı yoktur.
Mütevatir, ilmi yakın ifade etmesi cihetiyle hem itikad hem de ameli hususlarda kesin delil olur. Meşhur sünnet ise, Sahabe arasında haber-i ahad iken sonradan tevatür derecesine ulaşıp şöhret bulmuştur ki “İlm-i tuma’nine” yani kesine yakın bilgi ifade eder. Ameli hususlarda bila kayd-i şart kullanılabilir. Mütavatir Sünnet ile diğer kısımlar arasındaki fark Serahsiye göre şöyledir:
Mütavatir Sünneti inkar eden küfre; meşhur sünneti inkar eden günaha, haber-i ahadı inkar eden hataya düşmüş olur.

Meşhur sünnetle, Kur’anın hükümleri tezyit; umumi lafızları tahsis; mutlak ifadeleri de takyid edilebilir. Haber-i vahit ise zannı galip ifade ettiği için itikadda asla delil olamaz. Ameli yönden hüküm ortaya koyabilmesi için ise bir takım şartları vardır. O yüzdendir ki Hanefiler, haber-i ahad ile -şöhret derecesine ulaşmadıkça- direkt amel etmemişlerdir. Şartları taşıması halinde ise haber-i vahidin Mürsel ve hatta zayıf olanlarını dahi delil saymışlardır. Yine Sahabenin Mürsel hadislerini başkasının müsnedlerine tercih etmişlerdir. Özellikle ibadet, haram ve helal hususunda diğer mezheplerin amel etmedikleri birçok sünneti nazarı itibara alarak “reyci” oldukları kadar da “eserci” olduklarını göstermişlerdir. Ancak Muamelat ve Ukubatta böyle hadislerin naslara ve kıyasa aykırı olmamasına bilhassa dikkat etmişlerdir.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...