YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 16. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

HZ. HÜSEYİN VE ŞEHİT EDİLMESİ

Doğumu     
Hicretin 4. yılında, Şaban ayından 5. gecesi Hz. Hüseyin doğdu. Peygamberimizin amcası Hz. Abbas'ın zevcesi Ümmü'l-Fadl Hatun, hem Hz. Hasan'ı, hem de Hz. Hüseyin'i, oğlu Kusem'le birlikte bir müddet emzirdi.
Peygamberimiz, Hz. Hüseyin'in doğumunun yedinci günü akika kurbanı kestirdi, ismini koydu ve:
"Ey Fâtıma! Hüseyin'in saçını kes! Saçının ağırlığınca sadaka ver!" buyurdu. Hz. Hüseyin'in saçı tartıldı, saçının ağırlığı bir dirhem geldi. Hz. Fâtıma, kesilen saçın ağırlığınca gümüşü fakirlere dağıttı.
Rasulullah, kesilen akika kurbanından, ebeye bir but gönderilmesini, kalanının da kemikleri kırılmadan pişirilip yenilmesini ve başkalarına da yedirilmesini tavsiye buyurdu.

Hz. Hüseyin'e İsim Konulması
Hz. Ali derki: "Ben, harbi sever bir adamdım. Hasan doğduğu zaman, ona Harb ismini koymuştum. Resûlullah a.s. geldi. 'Gösteriniz oğlumu bana! Ne isim taktınız ona?' buyurdu.
Harb ismini koydum!' dedim.
'Hayır! O, Hasan'dır!' buyurdu.
Hüseyin doğduğu zaman da, ona Harb ismini koymuştum. Resûluiiah Aleyhisselam geldi. 'Gösteriniz oğlumu bana! Ne isim koydunuz ona?' buyurdu.
'Harb ismini koydum!' dedim.
'Hayır! O, Hüseyin'dir!' buyurdu.
Üçüncü oğlan doğduğu zaman, ona da, yine Harb ismini koydum. Resûlullah Aleyhisselam geldi. 'Gösteriniz oğlumu bana! Ne isim koydunuz ona?' buyurdu.
'Harb ismini koydum!' dedim.
'Hayır! O, Muhassin'dir! (veya başka bir rivayette Muhasin)
Hz. Ali de: "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam, isimlerle ilgili bazı hadis-i şeriflerinde de:"...İsimlerin Allah'a en sevimli olanı Abdullah ve Abdurrahman'dır. İsimlerin güzeli Haris ve Hemmam, çirkini de Harb( Savaş ) ve Mürre'dir.(Acı)" "Muhakkak ki, siz, Kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleri ile çağrılacaksınız. Öyle ise, isimlerinizi güzel koyunuz!" buyurmuşlardır.

Hz. Hüseyin'in İsmi Konulurken Kulağına Ezan Okunuşu
Peygamberimiz sav, Hz. Hüseyin'in ismini koyarken, kulağına ezan okudu. Cabir b. Abdullah'tan rivayet edildiğine göre; Hz. Hüseyin, doğumunun yedinci günü sünnet ettirilmiştir.

Rasulullah Efendimizin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e Olan Sevgisi
Peygamberimiz, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında: "Bunlar, benim oğullarım ve kızımın oğullarıdır. Allah'ım! Ben onları seviyorum! Onları sen de sev! Onları seveni de sev!" dedi ve bunu üç kere tekrarladı.
Ebu Eyyub el-Ensârî der ki: "Bir gün, Resûlullah Aleyhisselamın huzuruna girmiştim. Hasan ile Hüseyin, önünde oynuyorlardı. 'Yâ Rasûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun?' diye sordum.
Resûlullah Aleyhisselam: 'Nasıl sevmem?  Onlar benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanım( Cennet kokusu) dur?' buyurdu. "
Amcası Hz. Abbas, Peygamberimiz Aleyhisselam hastalandığı sırasında, ziyaretine gelmişti. Ondan sonra, Hz. Ali de, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'le birlikte içeri girdi.
Hz. Abbas:"Yâ Rasûlallah! Bunlar, senin oğullarındır!" dedi.
"Evet, amca! Onlar senin de oğullarındır!" buyurdu.
Hz. Abbas:"Ben onları seviyorum!" dedi.
Peygamberimiz Aleyhis-selam: "Senin onları sevdiğin gibi, Allah da seni sevsin!" buyurdu.
Kainatın Efendisi şöyle buyurmuştur: "Hasan ve Hüseyin'i seven beni sevmiş, onlara kin besleyen de bana kin beslemiş olur!" "Hasan ve Hüseyin, Cennet halkı gençlerinin iki seyyidi, efendisidir!"

 Peygamberimiz Aleyhisselamın Ehl-i Beytini Örtü İçine Alıp Dua Edişi
 Peygamberimizin üvey oğlu Ömer b. Ebu Seleme der ki: "Şu 'Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden kiri, günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister1 [Ahzab: 33] âyeti, Ümmü Seleme'nin evinde nazil oldu. Peygamber Aleyhisselam, Fâtıma'yı, Hasan'ı, Hüseyin'i çağırdı. Onları bir örtü ile bürüyüp örttü. O sırada, Ali arkada, geride bulunuyordu. Onu da örtü ile bürüdü. Sonra da:
'Allah'ım! Bunlar, benim Ehl-i B eyf imdir! Bunlardan günah kirini gider, kendilerini tertemiz yap!' diyerek dua etti. Ümmü Seleme: 'Yâ Rasûlallah! Ben de onlarla birlikte miyim?' diye sordu. Resûlullah Aleyhisselam: 'Sen, yerindesin! Ve bana hayırlısın!' buyurdu."
Bu hadise, Hz. Ü mmü Seleme ve daha başkaları tarafından da anlatılmıştır.
Hz. Âişe de, bu hadiseyi şöyle anlatır "Peygamber Aleyhisselam, üzerinde siyah yünden yapılmış nakışlı bir örtü olduğu halde, sabahleyin erkenden çıkınca, yanına Hasan b. Ali geldi. Peygamber Aleyhisselam, onu örtünün içine aldı. Sonra, Hüseyin geldi. Onu da örtünün içine aldı. Sonra, Fâtıma geldi. Onu da örtünün içine aldı. Sonra da: 'Ey Ehl-i Beyt! Allah, ancak ve ancak, sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister1 [Ahzab: 33] âyetini okudu."[84]

 Hz. Hüseyin'in Şehit Edileceği Hakkındaki Müşahede ve Haberleri
Enes b. Malik'in bildirdiğine göre; afet ve Vahiy Meleği Rabbimizden izin alarak Peygamberimizin yanına gelmişti. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Ey Ümmü Seleme! Kapıyı üzerimize kapa, yanımıza kimseyi bırakma!" buyurdu. O sırada, Hz. Hüseyin koşarak kapıya geldi. Hz. Ümmü Seleme onu içeri bırakmadı. Fakat, Hz. Hüseyin kapıyı zorlayıp içeri daldı, kendisini Peygamberimiz Aleyhisselamın kucağına attı. Peygamberimiz Aleyhisselam onu boynuna, omuzuna aldı, öptü, sevdi.
Melek, Peygamberimiz Aleyhisselama: "Onu çok mu seviyorsun?" diye sordu.
Peygamberimiz Aleyhisselam: "Evet!" buyurdu
Melek: "İyi ama, ümmetin onu öldürecektir!" dedi.
Peygamberimiz: "Demek, onu öldürecek olanlar mü'minler ha!" buyurdu.
Melek: "Evet! İstersen, onun öldürüleceği yeri de sana göstereyim" dedi.
Alemlerin Efendisi: "Evet! Göster!" buyurunca, melek orayı Peygamberimize gösterip oradan getirdiği bir avuç ıslak toprağı da, verdi. Hz. Ümmü Seleme, onu alıp elbisesine koydu.
Peygamberimiz Aleyhisselam, Hz. Ümmü Seleme'ye: "Bu toprak, senin yanında emanettir! O kana tahavvül ettiği zaman, bil ki, Hüseyin öldürülmüştür!" buyurdu. Hz. Ümmü Seleme, onu bir çanağın içine koyup ona bakar dururdu.

Hz. Ali'nin ve Hz. Hüseyin'in Ker belâ'daki Hatıraları
Hz. Ali'nin mataracısının anlattığına göre; Hz. Ali, Sıffin'e giderken Ninova hizasına gelince: "Ebu Abdullah! Fırat kıyısında biraz dur! diyerek seslendi. Mataracı Ebu Abdullah: "Ne için duracağız?" diye sorunca,
Hz. Ali: "Ben bir gün Peygamber Aleyhisselamın yanına gitmiştim. Gözlerinden yaşlar dökülüyordu.  'Ey Allah'ın Peygamberi! Seni gözlerinden yaşlar akıtacak dereceye bir getiren mi oldu?' diye sordum.
'Evet! Biraz önce, Cebrail yanımda idi. Hüseyin'in Fırat kıyısında şehit edileceğini bana haber verdi. Onun toprağından sen de koklar mısın?' dedi.
'Evet!' dedim. Bunun üzerine, elini uzattı. Bir avuç toprak avuçlayıp bana verdi. Gözlerimin yaşını tutmaya muktedir olamadım" dedi.
Hz. Hüseyin de der ki: "Babam, Sıffin'e giderken, buraya, Kerbelâ'ya uğramıştı. Ben de yanında idim. Durdu. Burasının neresi olduğunu sordu. İsmi kendisine haber verilince: 'Onların hayvanlarından aşağı indirilecekleri yer, işte burasıdır!Kanlarının döküleceği yer, işte burasıdır!' dedi. Bunun ne demek olduğu kendisinden sorulunca da: 'Muhammed hanedanının yükleri, ağırlıkları, işte burada indirilecektir!' dedi.”

Hz. Ümmü Seleme'nin Rüyası ve Çanaktaki Toprağın Kan Haline Gelişi
 Selma Hatun der ki: "Ümmü Seleme'nin yanına girmiştim. Ağlıyordu. Kendisine: 'Ne için ağlıyorsun?' diye sordum. 'Resûlullah Aleyhisselamı rüyada gördüm. Başında ve sakalında toz toprak vardı. Kendisine: 'Ne oldu sana yâ Rasûlallah?' diye sordum. 'Az önce, Hüseyin'in öldürülüşüne şahit oldum!' buyurdu' dedi."
Hz. Ümmü Seleme, Hz. Hüseyin'in şehit edildiği gün, çanakta sakladığı Kerbelâ toprağının kan haline geldiğini gördü. "Vâh Hüseyin'im! Vâh Resûlullahın oğlu!" diyerek feryat etti. "Allah ona bunu yapanların evlerine ve kabirlerine ateş doldursun!" dedi ve bayıldı.

 Abdullah b. Abbas'ın Hz. Hüseyin Hakkındaki Rüyası
Abdullah b. Abbas, Hz. Hüseyin'in şehadeti ile ilgili rüyasını şöyle anlatmıştır: "Resûlullah Aleyhisselamı rüyada gördüm. Kendisi, son derece üzüntülü ve tasalı idi. Elinde sırça bir çanak, çanağın içinde de, toplanmış kan vardı. Kendisine:
'Yâ Rasûlallah! Bu nedir? diye sordum.
'Bu, Hüseyin'in ve ashabının kanıdır. Allah'a götürüyorum!' buyurdu."
İbn Abbas'ın rüyayı gördüğü gün sayılınca, Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehit edildiği güne rastladığı görülmüştür.

(Ker belâ faciasının nasıl cereyan ettiği hakkında bilgi için, Mustafa Asım KÖKSAL’ın, Hz. Hüseyin ve Ker belâ Faciası adlı kitabını okuyabilirsiniz.)
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...