YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 158. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

ÖNDER ŞAHSİYETLER-II

İMAM AZAM EBU HANİFE
(II)

b-)Tahsil Hayatı
Küçük yaşta Kuran-ı Kerimi ezberledi. Kıraat ilmini bizzat İmamı Asım’dan öğrendi. Fıkıh ilmini Hammad b.Ebi Süleyman’dan aldı. Abdullah ibni Ömer’in kölesi Nafi ile tabiin ulemasından hadis dinledi.
Ebu Hanifenin, bir taraftan ilim ile iştigal ederken, öbür taraftan babasından tevarüs ettiği ipek ve yün kumaşı ticareti ile uğraşması yadırgandı. Bir gün çarşıya giderken Şa’bi’ ye rastladı. “Nereye gidiyorsun ?” diye sordu  “çarşıya…” deyince “Olmaz! Senin gibi bir adam ilim meclislerine gitmeli” dedi. Ebu Hanife, bundan etkilenerek “çarşıya gitmeyi bırakıp ilme sarıldım” demiştir. Böylece ticaretten fiilen kopup kendini tamamen ilme vermiştir.
Doğup büyüdüğü Küfe şehri ile yerleştiği Bağdat ve de bütün Irak coğrafyası İslami ve gayri islami birçok düşüncelerin ve itikadi fırkaların tam merkeziydi. İlim hayatında evvela; ilmi kelamda otorite olmuştur. Döneminin münkirleriyle münakaşa etmiş; Mutezile ve Haricilerle ilmi münazaralar yapmıştır. Böylece “Ehl-i Sünnet vel-Cemaatı savunarak” Sünni anlayışın tebliğ, tervic ve te’sisinde çok önemli rol oynamıştır. Cedelci fıtratını, küçükken kazandığı kelam ilmi ile teskin etmiştir. Bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır: Ashap bizden daha zeki ve kavrayışlı oldukları halde münazaralı konulara girmemişlerdi. Fıkha dalmışlar ve insanlara fıkıh öğretmişlerdir. Ben de onların yolunda giderek fıkha yöneldim ve bu sahada ilerlemeye çalıştım. Marifet ehli ile düşüp kalktım. Artık kelami münazaralardan uzak durdum.
Sonra edebiyat ve nahiv tahsil ederek ilmi tefsir okumuştur. En son da fıkha yönelerek orada istikrar göstermiştir. Böylece bütün bunlar, onun ilmi gayreti, üstün istidat ve zekasıyla tekemmül edince büyük bir allame, devasa bir mütefekkir, müthiş bir “ehl-i münazara ve erbab-ı cedel” olmuş; geniş bir ufuk ve bakış açısı kazanmıştır. İlmini İslam ahlakıyla mezcedip İmam-ı Azam olma irtifaını kaydetmiştir. Bu da ona İslam aleminde büyük bir şöhret; akran ve emsaline de faikıyet (üstünlük) kazandırınca bazılarının haset ve fesat   şimşeklerini  üzerine çekerek  bir takım iftira  ve yalana başvurmalarına sebebiyet vermiştir.

c-)Siyasi Duruşu
Ebu Hanife r. a, her zaman hakkın savunucusu olmuş, o yüzden de devlet erkânının ve ulama-i sü’ün kötü muamelesine maruz kalmıştır. Ama halk tarafından çok sevilmiş ve büyük bir destek görmüştür. Son Emevi halifesi Mervan’ın “Kadılık”(Küfe Kadılığı) teklifini kabul etmediği için hapse atılmış ve orada ağır zulümlere uğramıştır.
Hapisten çıkınca H.130 tarihinde Mekke’ye gitmiş, orada İbn-i Abbas’ın talebeleriyle ilim müzakeresinde bulunmuştur. Abbasiler iş başına geçince Halife Mansur zamanında H.136 tarihinde Küfeye dönmüştür. Fakat onun da kadılık (Bağdat kadılığı) teklifini reddetmiştir. Bu sebeple yine hapse atılmış ve işkence görmüştür.

Hayatının 52 senesi Emeviler döneminde, 18 yılı ise Abbasiler devrinde ve “daha ziyade” Küfe, Mekke-Medine ve Bağdat arasında geçmiştir. Daima Ehli beyte karşı kalben yakınlık duyup siyasi bir vazifeden de kaçınarak ömrünü tamamlamıştır. Teklif edilen kadılık ve hazinedarlık vazifelerini her türlü baskı ve tehditlere rağmen kabul etmediği gibi şöyle demiştir. “Bana Vasık mescidinin kapılarını ihsa (sayma) gibi, gayet basit ve manevi ağırlığı kolay olan bir işi bile verseler yine de yapmam”.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...