YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 153. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DİNİMİZE GÖRE AĞLAMANIN HÜKMÜ
(IX)

Hz. Âmine'nin Defni
Sevgili Peygamberimiz ile Ümmü Eymen donakalmışlardı. Âdetâ dilleri tutulmuştu. Konuşan sadece Kâinatın Efendisinin gözyaşlarıydı. Ümmü Eymen bir ara kendisini toparladı ve aziz yavrunun gözyaşlarını sildi. Sonra da bağrına basarak teselliye çalıştı:
-Üzülme, ağlama, canım Muhammedim," dedi. "İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Can da Onun, mal da… Hepsi, bize emânet. Sahibi, emâneti nasıl vermişse, öyle alır."
Sevgili Peygamberimiz, derin bir iç çektikten sonra,
-Ben de biliyorum. Onun hükmüne her zaman boyun eğerim. Ne var ki anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür. O yüzü tekrar göremem diye üzülüyorum" dedi. Sonra da derhal kendini toparladı ve gözyaşlarını silerek Ümmü Eymen'e,"Haydi, o, emâneti Sahibine teslim etti. Biz de onun na'şını toprağa teslim edelim, rahat etsin" dedi.
Dünyanın en bahtiyar annesi Hazret-i Âmine'nin cesedini orada toprağın bağrına tevdi ettiler. Ruhu ise, Kâinatın Efendisini bağrından çıkardığı için, kimbilir, ne kadar yükseklerde meleklerle bayram ediyordur.
 Definden Sonra
Nur yüzlü Kâinatın Efendisi, artık babadan yetim, anneden öksüzdü. Fakat onun hakiki muhafızı ve hâmîsi vardı. O Hafîz, onu ömrü boyunca kusursuz muhafazası ve eksiksiz murakabesi altında bulunduracak, her türlü tehlike ve sıkıntıdan kurtaracaktır.
"Rabbin seni yetim bulup da barındırmadı mı?" meâlindeki âyet-i kerîme, Peygamber Efendimizin bu hâlini hatırlatır. Kâinatın Efendisi yıllar sonra, Hicret'in 6'ıncı yılında Hudeybiye Umresi sırasında, yine Ebvâ'dan geçecektir. Allah'ın izniyle annesinin kabrini ziyaret edip, elleriyle düzeltecektir. Sonra da teessüründen ağlayacaktır.
Onun mübârek gözlerinden tahassür gözyaşları akıttığını gören Sahabîler de ağlayacaklar ve:
-Yâ Resûlallah, niçin ağladınız?" diye soracaklardır. Resûl-i Ekrem,
-Annemin, benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de ağladım" diye cevap verecektir.
Nitekim bu hususu Hz. Ebu Hüreyre şöyle anlatır: Sevgililer sevgilisi,  annesinin kabrini ziyaret edince hem kendisi hem etrafındakiler hep ağladık. Burada peygamberimiz şöyle buyurdu: ‘’ Ben Rabbi’mden annemin kabrini ziyaret için izin istedim Rabbi’m bana izin verdi.(Ey Ümmeti Ashabım) siz de kabirleri ziyaret edin! Çünkü bu ölümü hatırlatır. (Müslim, II 671)
Bu manzaraya şahit olan Hz.Ömer, hayatının bundan sonraki safhasında nerede ve ne zaman acıklı bir manzara veya ağlayan birisini ve ıslanmış bir mendili görürse gözyaşlarına “dur” diyemezdi. Nitekim bir defasında Rasülüllah’ın huzuruna giren Hz.Ömer onun mübarek alnında hasır izlerini görünce hüngür hüngür ağlamaya başlar. Peygamberimiz,
-Seni ağlatan nedir ya Hattapoğlu? diye sorunca, Hz.Ömer:
-Ya Rasülüllah! Bizansın Kayserleri, İran’ın Kisraları hertürlü depdebe ve şaşaa içinde yaşarlar iken, Cihanın bütün hazineleri emrine verilmesine rağmen sen bir hasır üstünde yatıyor ve mübarek vücudunda o hasrın izleri çıkıyor. İşte ben buna dayanamıyorum, onun için ağlıyorum der. Cevab-ı Resul çok gürdür:
-Dünya onların olsun; ahiret bizim Ya Ömer! Yetmez mi?
 

5)- Muvafakat Gözyaşları
Çoğu kere bir veya daha fazla kişiler ağladığında(domino etkisiyle) orada bulunan kimseler de ağlar. İşte buna birliktelik veya muvafakat gözyaşları denir. Nitekim Sad ibni Ubade bir husustan şikayet etmek üzere Rasüllülahın yanına gitmiş derdini anlatınca peygamberimiz ağlamaya başlamış. Yanında bulunan diğer zevat’ı kiram’da ağlamışlar arkasından bu sırada kalabalık bir heyet gelmiş onlar da ağlayınca peygamberimiz şöyle buyurmuştur: Ey insanlar! Allah hiç kimseye gözyaşı akıttığı ve kalben üzüldüğü için asla azap etmez. (Diline işaret ederek) İşte bunun söylediklerinden dolayı azap veya merhamet eder buyurmuşlardır.

6)- Kızma ve Öfke Gözyaşları
Birşeye öfkelenip elden gelen bir husus da olmayınca bazen insan öfkesinden ağlar. Bu ağlamak, kişiyi kısmen deşarj edip kendine veya başkasına zarar vermeyi önler. Aksi halde keskin sirkenin zararı küpüne olur misali türlü zararlar vermesi kaçınılmazdır.
Enes Bin Malik (R.A)’dan şöyle bir hadise rivayet edilmektedir: Ezvacı tahirattan Hz.Hafsa validemiz, Hayber kralının kızı olan ve Hayber’in fethinden sonra peygamberimizle evlenen Hz.Safiye validemize:
-Sen Yahudi kızısın der. O da verecek bir cevap bulamadığı için öfkesinden ağladığı sırada Rasülüllah içeriye girer. Niye ağladığını sorar. Meseleyi anlatınca peygamberimiz şöyle bulunur:
- Ya Safiye, sen nebiler sülalesindensin. Amcan peygamber, yine bir peygamberin tahtı nikâhındasın. Kim sana üstünlük taslayabilir? Ey Hafsa! Sen de buna göre Allah’dan kork, buyurur.

7)- Sevinç Gözyaşları
İnsan üzüntüsünden ağladığı gibi bazen sevincinden de ağlar. Ebu Hüreyre defaatla annesini islama davet eder;  kabul etmediği için hep ağlar dururdu. Birgün Resülüllah’a meseleyi açtı. Peygamberimiz de : ‘’ Allah’ım, Ebu Hüreyre’nin annesine hidayet et’’ buyurdu. Arkasından eve giden Ebu Hüreyre, kapıya gelir gelmez annesinin, ayaklarına kapanarak müslüman olmak istediğini görünce, derhal Rasülüllah’ın yanına götürür ve kelime-i şahadet söyletir. Bunun üzerine Ebu Hüreyre gözyaşlarını tutamaz sevincinden ağlar.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...