YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 151. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DİNİMİZE GÖRE AĞLAMANIN HÜKMÜ
(VII)

b)- Mübah Olan Ağlama Çeşitleri
1)- Üzüntüden ağlamak
İnsanın tabiatında dünya ve ahirete yönelik iyi herhangi birşeyi kaybedip ya da elde edemediğinde üzülmek vardır. Bu üzüntüsünü bazen insan, akıttığı gözyaşlarıyla gösterir. Ama bunda Allah’ın taksimine ve kaderine asla karşı gelmek olmamalıdır. Yakınını, evladını, anne ve babasını kaybeden birisinin ağlaması gibi. Nitekim sevgili peygamberimiz oğlu İbrahim’i, sütkardeşi Osman bin Maz’un’u kaybedince bu şekilde ağlamıştır. Çünkü peygamberimiz de bir insandır diğer insanlar gibi üzülür, acı duyar, acıkır, hasta olur. Hz.Aişe validemizden rivayet olunduğuna göre peygamber efendimiz Osman bin Ma’zun’un cesedini öpmüş gözyaşları sel olup akmıştır. Yine Abdullah bin Ömer’den rivayet olunduğuna göre; Sad ibni Ubade’nin evine taziyeye giderek hüngür hüngür ağlamış onu görenler de kendilerini tutamamışlardır. Bu sırada peygamber efendimiz şöyle buyurmuşlardır: ‘’ Ey insanlar beni dinleyiniz! Hz.Allah gözün ağlaması ve kalbin üzülmesiyle asla hiçbir ölüye azap etmez. Ancak bu dilden çıkacak isyan ve kadere karşı gelmeyi gösteren aşırı durumlarda azap eder.‘’
 Böyle aşırı durumlarda Hz.Ömer asasını yere vurur, taş atar veya toprak saçardı.
Yine Yakup a.s, oğlu Yusuf’un gıyabında üzüntüsünden ağlaya ağlaya gözleri görmez olmuştur. Bu husus Kuran’ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: وَتَوَلَّى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا أَسَفَى عَلَى يُوسُفَ وَابْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ الْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ Onlardan yüz çevirdi, "Ah Yusuf'um ah!" diye sızlandı ve kederini içine gömmesi yüzünden gözlerine boz geldi.(Yusuf,84)
       Burada Hz.Yakup peygamber bize canlı bir model teşkil etmektedir. Şöyle ki: Aslında öfkesinden dolup taşarken ama bunu hiç dışa vurmamış bir defa olsun meseleyi isyan noktasına getirmemiştir. Öfkesini hep içine atıp üzüntüsünü sessiz ve derinden ahuzar ederek gidermeye çalışmıştır. Çünkü haklı bile olsa olayı isyan ve tuğyan kertesine getirmek derde deva değildir. Bu, sadece Allah’a karşı gelmek ve onunla savaşmaktır. Dolayısıyla haddini aşmak ve kendinden geçmektir. O ise insana düşen Allah’a teslimiyet ve kadere razi olmaktır. İnsanın dünya-ahiret saadetini temin edecek olan da bu yoldan başkası değildir.

2)- Elem ve Dertten ağlamak
Psikolojik veya Cismani bir acıya maruz kalan insan, bazan gözyaşlarını tutamaz ağlar. Bebeğin acıkınca ağladığı gibi. Çünkü her insanın yapısı ve tahammül gücü farklıdır. Bazısı ufak bir acıdan dolayı ağlarken bazısı kendini tutar ağlamaz. Fıtratlar muhtelif olduğu için böyle bir ağlamak mübah ve normal görülmüş yasaklanmamıştır. İşte onun için demişler ya: Dert ağlatır veya derdi olan ağlar. Diye. Kimbilir belki dertlerin tek ilacı ağlamaktır. Yerinde ve zamanında “vechen lillah” olduktan sonra …

3)- Şevk ve Heyecandan ağlamak
Sevilen bir şeyin veya kimsenin hatırası anlatılınca-hatırlanınca insan o günlere gider şevk ve heyecandan kendini tutamadığı için gözpınarları musluklarını açar, ne kadar suyu varsa koyu verir . Yanındakiler de bundan etkilenerek ağlarlar. Hz. Ebu Bekir ve Ömer, Peygamberimizin vefatından sonra dadısı olan, Annesinden sonra ona annelik yapan dünyada en şanslı kadınlarından birisi Ümmü Eymen’e ziyarete giderler. Hemen Ümmü Eymen ağlamaya başlar..Ağlar, ağlar…
İki muhteşem ziyaretçi niye ağladığını sorarlar. Kolay mı öyle bir çırpıda cevap vermek? Dünya ve ukbanın efendisi dünyayı teşriflerinden irtihallerine kadar hep onunla ömür sürmüştür. Onu büyütmüş, bağrına basmş, annelik yapmıştır. Onun için aklından o sırada neler geçmemiştir ki:
Hz. Aminenin vefatından sonra annesiz kalan Dürr-i Yetîm-i yektayı Mekke'ye götürmek vazifesi, ona düşmüştür. Yol boyunca ona annesiz kaldığını hissettirmemek için elinden gelen gayreti gösterdi. Onu öz evladıymış gibi bağrına bastı ve teselliye çalıştı. Efendimiz de, âdetâ onu bir anne kabul ederek, "Anne, anne" diye çağırdı.
Daha sonraları da her gördüğünde, "Annemden sonra annem" diyerek iltifatta bulunuyordu.

Sizler ziyeretime gelince Resulullahın da ziyaretlerinin hatırası gözümde canlandı. O insanlığın tacı, gönüllerin ilacı da böyle ziyerete gelir; bu fakiraneyi güneşten çok daha öte aydınlatır, beni de sürur ve huzura gark ederdi.  Ama onun darı bakaya irtihaliyle vahiy kesildi. Artık gökler âleminden haber gelmeyecek, benim de kapımı bir daha çalmayacak. Ahirette de kimbilir akıbet ve ahvalimiz hangi hal ve minval üzere olacak? diye heyecenlı konuşmalar yapınca onlar da kendilerini tutamayıp ağlamaya başlarlar. Saatlerce bitmek tükenmek bilmeyen bu manzara, akşama dek sürer. Öyle ki bulundukları yerde gözyaşları sel olup akar adeta..
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...