YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 150. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DİNİMİZE GÖRE AĞLAMANIN HÜKMÜ
(VI)

3)- Allah Korkusundan ağlamak
Bu haslet ancak Salihlerin ulaşabileceği büyük bir makamdır. İnsandaki imanın kalibresine ve yakıni bir şuura delalet eder. O yüzden ağlarken bile bize örnek olan Efendimiz s.a.v şöyle buyurmuşlardır:
*)“Nasıl sağılan süt memeye girmez ise Allah korkusundan ağlayan insan da ateşe girmez.
*)Yine Allah yolundaki toz ile Cehennem bir kişide toplanmaz.” (Tirmizi, IV,444)                                                                                                 
Ne var ki bunun vechen lillah (Allah için) olması şarttır. Gösteriş ve rant devşirmeye matuf olmaması için de kuşe-i uzlete çekilince (yalnız başına iken) yapılması esastır. Çünkü böyle bir ağlamaya asla riya ve süm’a karışmaz. Cenabı Hak da onu arşının gölgesinde tutarak mükâfatlandırır. Nitekim bir Hadisi şerifte: *)“Mahşerin o dehşetli sıcak gününde arşın gölgesinde olacak yedi kişiden birisinin de Yalnız başına iken Allah’ı zikredip gözyaşı dökenlerdir.” Buyurulmaktadır. (Buhari, Babul-Büka min Haşyetillah, V, 2377)
Bunu en iyi ve en çok gerçekleştirenler Peygamberler topluluğudur. Zira onlar Allahı, layıkı vechi üzere bilir. Esma ve sıfatlarını aynı şekilde tefekkür ve tezekkür ederek böylece kulluğun şahika noktasına ulaşmışlardır. O sebeple :” إنَّامَعَاشِرَالْآنْبِيَاءِبكاء = Biz Peygamberler topluluğu – Allah korkusundan- devamlı ağlarız.”  Buyurulmaktadır.
Bu hususla alakalı ayeti kerime ve Ahadisi Nebeviye şöyle varit olmuştur:
إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ  Onlar ( Peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler. (Enbiya, 90)
*) “Dikkat edin! Vallahi sizin en takvanız ve Allah’tan korkanınız benim. (Müslim, II, 779)
*) Peygamberimizin müezzinlerinden Adullah İ. Mektum’dan rivayet ediliyor: “ Resulullah bir gün erkenden Hutbeye çıkarak şöyle buyurdular: “Ehli Cehennem için ateş tutuşturulacak, karanlık geceler gibi fitneler kopacak. Siz benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. (Müstedrek, III, 736)
*)Bera bin Azib’den rivayet edliyor: Efendimiz ile beraber bir cenazeye katılmıştık. O, kabrin başına oturdu, ağladı, ağladı… Toprak ıslandı ve şöyle buyurdular: Ey kardeşlerim, işte buraya hazırlık yapın.” (İ.Mace,2, 1403)

4)- Allah’ın rızasını kazanamama endişesinden dolayı ağlamak
Allahın salih kulları, onun rızasına ulaşamamaktan ağlamışlardır. Sahabe-i Kiramdan"ağlayanlar" (bekkâun) denilen yedi zat vardır: Sâlim İbn Umeyr, Uleyye İbn Zeyd, Ebu Leyla el-Mâzinî, Seleme ibn Sahr, Irbad İbn Sariye, bazı rivayette Abdullah ibn Mufaddal, Ma'kıl İbn Yesâr veya Amr İbn Gunme oldukları kaydedilmektedir (T. Sarih Terc. X, 413).                                                                                                          Bunlar, Tebük seferberliği öncesinde Resulullah'a gelerek gazaya gitmek istediklerini, fakat binecek develeri, yiyecek azıkları olmadığını söylediklerinde Resulullah onlara "Size verecek hayvan kalmadı" demiştir. Bu cevap üzerine onlar ağlayarak geri dönmüşlerdir. Bu mücâhidler hakkında şu ayet nâzil olmuştur: وَلاَ عَلَى الَّذِينَ إِذَا مَا أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّواْ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا أَلاَّ يَجِدُواْ مَا يُنفِقُونَ = Şu kimselere de günah yoktur ki, onlar her ne zaman kendilerini bindirip cihada sevkedesiniz diye sana geldilerse sen onlara "Size binek bulamıyorum " dediğin için bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı mahzun olup gözleri yaş dökerek dönmüşlerdi" (Tevbe, 92)

5-) Tövbe gözyaşları
Gözyaşı dökmek pişmanlıktır. Tevbe etmiş olmak için ise işlenilen günahlara pişmanlık duymak olmazsa olmaz şarttır. Eğer insan yaptığına pişmanlık duymazsa geri dönebilir demektir. Ne kadar çok pişman oldu ise okadar günahtan uzak kalması ve kendini kontrol altına alması mümkündür.
Hz. Âdem cennetten çıkarılıp yeryüzüne indirilince, işlediği günaha o kadar çok ağlamıştı ki bütün melekler ona acımışlardı. Sonunda bu kadar çok ağlaması affedilmesini sağlamıştı ( A. b. Hanbel, s. 61).
Hz. Peygamber, kendisine kurtuluşun yolunu soran Ukbe b. Âmir’e, işlediği günahlardan dolayı ağlamasını tavsiye etmişti ( Tirmizî, Zühd, 60).
Ashaptan tevbe gözyaşlarıyla Allaha karşı kendisini affettiren Zevatı Kiram vardır.
* Enfal suresinin 27 : “ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَخُونُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُواْ أَمَانَاتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ  = Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne hıyanet etmeyin ki bile bile emanetlerinize hıyanet etmiyesiniz.” Ayeti celilesi Ebu Lübabe hakkında nazil oldu. Efendimiz, onu, beni Kurayzaya Allah resulünün hükmüne razı olun diye gönderdiğinde, onlar, Ebu lübabeyle istişare ettiler ve hükmü sordular, o da eliyle boğazını işaret etti. Yani kesecek dedi. Fakat hemen ne yaptığının farkına varıp pişman oldu. Bu yaptığı Allaha ve rasulüllaha hıyanetti.
Onun için kendi kendini cezalandırmak için ölünceye kadar hiçbir zevki-tadı tadmayacağına yemin etti ve Mescid-i Nebeviye giderek kendini orada bir direğe bağladı. O şekilde dokuz gün bağlı kaldı. Bazen açlıktan baygınlık geçirir olmuştu. Hakkında affolduğuna, tevbesinin kabul olduğuna dair ayet nazil oldu. İnsanlar gelip onu müjdeliyorlardı. Bağlarını çözmek istiyorlardı. O, hayır çözmeyin, efendimiz gelip kendi eliyle çözünceye kadar vallahi çözmeyeceğim diyordu. Ve neticede efendimiz s.a.v.  çözdü. Yarasulellah ben bütün malımı Allah için vermeye niyetlendim dediğinde efendimiz üçte birini ver yeter dedi.
Tebük seferine katılamayan Kâ‘b b. Mâlik, Mürâre b. Rebî‘ ve Hilâl b. Ümeyye kusurlarını affettirmek için hüngür hüngür ağlamışlardı (bk. İbn Hişâm, IV, 945). Haklarında şu ayet nazil olmuştur.
* وَعَلَى الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُواْ حَتَّى إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّواْ أَن لاَّ مَلْجَأَ مِنَ اللّهِ إِلاَّ إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُواْ إِنَّ اللّهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

Ve (seferden) geri bırakılan üç kişinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Nihayet Allah'tan (O'nun azabından) yine Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onların tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir. ( Tevbe, 118)
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...