YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 139. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          ETKİLİ VE HİKMETLİ SÖZLER 
(XIX)

981)- Müslümanlığın itibarını korumak dini korumak kadar önemlidir.
982)- Hak ve hakikat yolundaki başarıları ödüllendirmek, iyiliğe, dolayısıyla da dine ve Allah’a saygının gereğidir.
983)- Bizim en büyük zaaflarımızdan biri de, akıl, mantık ve muhakemeyle davranılması gerekli yerlerde de hislerimizle hareket etmemizdir.
984)- Hakikî bir müslüman hiç kimseyi aldatmayacağı gibi datmayı da düşünmez.
985)- Hınç ve kine, hınç ve kinle mukabelede bulunmama İslamın yüce ve yüksek ahlakının gereğidir.
986)- Gönül bir taht ise şayet, bu tahtın Süleyman’ı Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’dir
987)- Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) doğru tilavet edilse varlık doğru okunmuş ve hakkıyla anlaşılmış olur.
988)- Nârı, nur söndürür.
989)- Allah sizi sevmeyince siz de O’nu sevemezsiniz; ama şart-ı âdî planında siz O’nu sevmeyince O da  sizi sevmez.
990)- Cenâb-ı Hak büyük mükafâtlar lutfedeceği insanları elli defa feleğin çemberinden geçirir. Önemli olan şartlar ne olursa olsun tavır değiştirmemek ve sâbit kadem olmaktır.
991)- Hizmet-i imaniye ve Kur’aniyeye gönül vermiş insanların bütün tavır ve davranışlarından hasbîlik dökülmelidir. Hasbîlik, beklentisizlik demektir.
992)- Samimiyetin önemli bir derinliği makul ve mantıklı davranmaktır.
993)- ‘Çare’ deyip kıvranan insanlar Allah’ın izniyle bir gün çareyi mutlaka bulurlar.
994)- İnsan kendisiyle sık sık hesaplaşmazsa çok hesap yanlışlıklarına düşebilir; oysa hayat çok hesaplı götürülmesi gereken kıymetli bir sermayedir.
995)- Dua, Cenâb-ı Allah’tan bir takım ekstra lütuflar istemek demektir; keyfiyeti de ısrarla devam etmeye vabestedir.
996)- Dua, iradeye fer veren bir iksirdir.
997)- Ekmek ve su beden için ne kadar zarurî ise, dua da ruh için o ölçüde zarurîdir.
998)- İnanmadan dua etmek, Allah’a karşı düpedüz bir riyakarlıktır.
999)- Kendini salarak, gaflet içinde yapılan dua, Rabbe karşı yapılan bir saygısızlıktır. Dua eden insan ciddi olmalı, elleriyle beraber kalbini de açmalı veağzından çıkan her kelimeyi gönlüne vize ettirmelidir.
1000)- Ümmet-i Muhammed var olduğundan bu yana, değişik şiddetler görmüş, hiddetler yaşamış fakat çağımızda maruz kaldığı ölçüde belaya, musibete, kafirce tavır ve davranışlara hiçbir zaman maruz kalmamıştır.
1001)- Allah Rasûlü’nün fem-i güherinden sâdır olan, “İnananların dertleriyle hem-dert olmayan, kâmil bir mü’min değildir” şeklindeki ikaz ambalajlı ifade bizim için de ne güzel bir hatırlatmadır!
1002)- Kendi özünde yokluğa ulaşmış bir insanı bütün dünya bir araya gelse yine de yok edemez.
1003)- Hiçbir tepki hareketi istikamet çizgisini tutturamaz; ya gider ifrata saplanır ya da tefrite mahkum olur.
1004)- Hakikî mü’min tavrını yakalayamayan insanların, ondan kaynaklanan boşluğu bağırıp çağırma ile doldurma gibi zaaflardan kurtulması pek zordur.
1005)- Hizmet-i imaniye ve Kur’aniye’de iddianın yeri yoktur. İddiacının da bu dairede yeri yoktur. Bu gönüllüler hareketi aynı zamanda mahviyet, tevazu ve hacâlet hareketidir.
1006)- Teşriî emirlerle tekvinî emirler bir bütündür. Bunları birbirinden ayrı görme, kalb ve kafa izdivacından habersiz insanların çelişkisidir. Bu çelişkiden kurtulmanın yolu ise, aklın vahiyle bütünleşmesinden geçer.
1007)- Allah (celle celâlühû) kimseyi terketmez ama sırtını dönüp gidenin de bir çukura yuvarlanması mukadderdir.
1008)- “İşimiz Allah’a kalmış” gibi ifadeler bir bakıma yeis bir bakıma da hakaret gibidir. Keşke işlerimizi bütünüyle O Kudreti  Sonsuz’a bırakabilsek.
1009)-  “Ne günahım(ız) var ki” diyen kimselere bu düşünceleri günah olarak yeter.
1010)- İbadete tutkun kullar namazı bekletmezler, vaktin bir an önce girmesini ve yeni bir niyaz anının gelmesini beklerler.
1011)- Kendisini olmazsa olmaz görenler hasta tiplerdir. Ölçü şudur: “Olsam da olur, olmasam da olur; olmasam herhalde daha iyi olur.”
1012)- Burada vazifelerini aksatanlar berzahta ve sıratta aksayarak, seke seke yürürler.
1013)- Din hiçbir karşılığa kurban edilemeyecek fakat uğrunda her şey kurban edilebilecek bir müessesedir.
1014)- Kaderi tenkit etmemenin yolu insanın kendini sorgulamasından geçer.
1015)- Dinî müeyyideleri fertler uygulayamazlar.
1016)- Yiyecek ve içecekler maddî gıdalar olsa da, onların rûhî beslenmeyle ciddi alakaları bulunduğu da muhakkaktır.
1017)- İnsan bütün güzel amellerini engin mülahazalarıyla daha derin hale getirebilir.
1018)- Ya Rab! Seni bilmek Cennet; bilmemek ne büyük nikmet!
1019)- Hz. Allah müessiriyetteki temadîyi, aşk ve heyecanın sürekli dorukta olmasına bağlamıştır. Bu bir âdet-i ilâhiyedir.
1020)-  “Adam sen de; dünyayı sen mi ıslah edeceksin!?” düşüncesi kendini rehavete salmış insanların nâhoş hırıltısından başka bir şey değildir.
1021)- İman aksiyonu lüzumlu hale getirir. Dolayısıyla inanan bir insanın âtıl olması düşünülemez.
1022)- Konumu ve kıvamı koruma ancak sürekli derinleşme peşinde bulunmakla mümkün olabilir.
1023)- Bazı yakışıksız ifadeleri dilimize bilerek yerleştirmişler. “Arap saçı”, onlardan sadece birisi. Efendimiz’in  SAV. içinde neş’et buyurduğu milleti bu kadarcık olsun saygısızca zikretmeyi hakaret saymalı ve ondan uzak durmalı.
1024)- Bütün tiranlar herkesi kendilerine benzetmek isterler; benzemeyenleri de mimlerler.
1025)- “Bizden olmayan kim olursa olsun öteki sayılır” düşüncesi tiranca ve tabiî mel’unca bir düşüncedir.
1026)- Değil mi ki Allah’a inanıyoruz, günahkar da olsak bahtiyarız!.
1027)- Haklı olmak sert olmayı gerektirmez; yumuşak bir üslup haklılığa ayrı bir güzellik ve derinlik katar.
1028)- Allahım! Beni bana unuttur ve kendimden bahsetmeyi ruhuma kerîh göster!.
1029)- Olana teslim olunur, olacağa değil.. zira, geçmişe kader, geleceğe ise irade açısından bakılır.
1030)- Küfrün asıl vehameti hiçbir sonuç va’d etmemesidir.
1031)- Âlem-i İslam’ın meselelerini bir problem olarak içinde duymaması inanan bir kimse için çok ciddi bir boşluktur.
1032)- Hizmet edebilecek bir insanın önünü almak, yolunu kesmek dinin önünü alma gibi bir gulyabaniliktir.
1033)- Kendini yeterli görmeme bir fazilet ifadesidir.
1034)- Müslümanlara ‘irtica’ isnadı küfrün takıyyesidir.
1035)- Namaz öyle önemli bir vazifedir ki, savaş meydanında bulunmak bile onun terkine ruhsat olmamıştır.
1036)- Kur’an-ı Kerim’i iyi anlamak, O’nu iyi ‘okuma’nın yanısıra aynı zamanda dünyayı ve içinde yaşanılan çağı iyi tanımaya bağlıdır.
1037)- Izdırar lisanıyla kim Allah’tan (celle celâlühû) bir şey dilerse, Allah mutlaka o dileği gerçekleştirir.
1038)- Allah yolunda hizmette kim fâikse o fâiktir.
1039)- Evrâd ü ezkârı duymak lazım; duyma olmayınca itmi’nan/doyma da olmaz.
1040)- Allah (celle celâlühû) sevmiş, yaratmıştır; onun için de varlığın mayesi sevgidir.

 

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...