YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 138. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          ETKİLİ VE HİKMETLİ SÖZLER 
(XVIII)

921)- Bir çeşit başkalaşan her çeşit başkalaşabilir.
922)- Yüreklerinde hayatı istihkar duygusunu geliştiremeyenler hep dünyanın kulu kölesi olarak kalır giderler.
923)- Cenâb-ı Hakk’ın lütufları sebebler planında illa bir şeye verilecekse mutlaka vifak ve ittifaka verilmelidir.
924)-  “ İyi şeyler yapıyor ve sevap kazanıyoruz” mülahazaları benlik hesabına sizi sardığı aynı anda bir kaybetme sürecine girmişsiniz demektir.
925)- Dinimiz gerçek kıymetini tavırlarımızda bulur.
926)- Tavır ve davranışların iman olup içe akması sözkonusu değilse yapılan şeylerin folklordan bir farkı kalmaz.
927)- İnsan, Allah’a nisbet edilen her şeye karşı saygılı olmalıdır.
928)- Sürçerek bir kere büyük günah işleyen ve o günahından dolayı tir tir titreyen insan, küçük günah işleyip umursamadan o günahlarında ısrar eden insandan daha hayırlıdır.
929)- İslam dünyasının boşluğu bir hâl boşluğudur. Günümüzde, simalara akseden bir inanmışlık tavrı görmek oldukça zor!..
930)- Din insanı şekillendirsin, bir kalıba soksun, ona çeki düzen versin diye gelmiştir; insan dini keyfince şekillendirsin diye değil.
931)- Lafla meseleler halledilseydi, münafıkların en baş döndürücü beyanlarıyla şimdiye kadar çözülmemiş hiçbir problem kalmazdı.
932)- Müslümanlığı arızasız, noksansız ve Kur’an’a göre yaşamak en büyük keramettir.
933)- Zirveleşme mahrumiyetlerin arkasındadır. İnsan katlandığı sıkıntı nispetinde terakkiye mazhar olur.
934)- Büyük şeylerin kıymeti bilinmezse zamanla hiçbir kıymeti olmayan küçük şeyler onların yerini alır.
935)- Doğru, bir tanedir; insanları o doğrudan uzaklaştırırsanız rengarenk eğriler içine girerler.
936)- Gırtlağına kadar kesrete boğulmuş bir insanın, başkalarını vahdete ulaştırması mümkün değildir.
937)- İmanın hazzına ulaşanlar içlerinden geçen düşüncelerden dolayı bile kendilerini sorgular ve kat’iyen tavır yalanına girmezler.
938)- Nefsi itibarıyla ölmeyenler hakiki hayata eremezler.
939)- İdare eden kaba kuvvet değil, hakkaniyet ve adalettir.
940)- Faydasız ve lüzumsuz şeyler, faydalı olanları da faydasız hale getirirler.
941)- Zaaflar, insan tabiatının açık olduğu boşluklardır; şeytan da işte o boşlukları kullanır.
942)- Gerçek sahibine bağlanmayan şeyler sahipsiz demektir.
943)- Birisine, ‘seni seviyorum’ demek başka, ‘eşin-menendin yok’ demek başkadır. Birincisi makbul olsa da, ikincisinin mahzurlu olduğunda şüphe yoktur.
Allah’a dilbeste olmuş gönüller, işlerini planlarken O’nunla alakalı mülahazaları bir ana nakış gibi işin merkezine oturtmalıdırlar.
944)- Şuursuz taklid makbul değildir.
945)- İnsanlara karşı hakiki şefkat, onlara ebedî saadeti kazandırma yolunda ortaya konan cehd ü gayretle olur.
946)- İnsanın inandığı meseleye kilitlenmesi o hususta yapacağı en büyük duadır.
947)- Eski-yeni bütün tiranlar, şefkatten mahrum bir kısım insan bozmalarıdır.
948)- Kalb ve ruhta şefkat eksikliği bir tabiat deformasyonunun neticesidir. Bunun içindir ki, hakiki bir insanın şefkatten mahrum olması düşünülemez.
949)- “Ene”yi toprağa gömmek.. var olunacaksa “nahnü” ile var olmak.. “Hüve”yi bulduktan sonra “nahnü”den de kurtulmak… işte mesleğimizin esası.
950)- Cenâb-ı Allah’ın kıymet atfettiği şeylere değer vermek, sevmediği hususlara da sırtını dönmek takvalı olmanın en önemli şartlarından biridir.
951)- Şefkat en paslı kilitleri açan bir anahtar ve ölmüş ruhları bile diriltebilecek bir yed-i Mesîh’tir.
952)- Kâdir biz değiliz ki, kader bize bağlı olarak cereyan etsin…
953)- Allah’ın nimetlerini hatırlatma bakımından oruçtan daha güzel bir hatırlatıcı yoktur.
954)- En büyük muvaffakiyetleri bile kendinden bilmeme içe dönük en büyük muvaffakiyettir.
955)- “Ehad”, ikincisi olmayan tek demektir ve insanlarda isim olarak kullanılması uygun değildir. Bu husus esmâ-i hüsnâdan başkaları için de düşünülebilir.
956)- Halk, yani yaratma fiili sadece Cenâb-ı Hakk’a mahsustur ve Allah’tan başkası için kullanmak da doğru değildir.
957)- Ekmeli ancak ekmel olanlar elde edebilirler.
958)- Kalbî ve ruhî hayatı itibarıyla kaybeden, cismanî ve dünyevî olarak kazanıyor görünse de aslında ziyandadır.
959)- İnsan ameliyle dolduramayacağı koca koca boşlukları niyetinin enginliğiyle doldurabilir.
960)- Yuva bir toplumun molekülü gibidir. Yuvası yıkılmış bir toplumun ayakta durması söz konusu değildir.
961)- Allah rızasının orta direği ilâ-yı kelimetullahtır.
962)- Bütün bir tarih boyunca mansıp ve şöhretle beraber saffeti muhafaza edebilmiş insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez, desek, mübalağa etmiş olmayız.
963)- Öç alma duygusu mü’mine yakışmaz; bir kimsenin Cehennem’e gitmesini dileyerek ondan intikam almaksa insanlığa hiç sığmaz.
964)- Efendimizin dualarında seçtiği kelimeler şu cihan saltanatının Sahibi’nin kapısının tokmağını vururken mırıldanacağımız en isabetli söz cevherleridir ve o dualardaki nuraniyeti başkalarında görmek asla mümkün değildir.
965)- Zat-ı Uluhiyet’i iyi tanıyıp gönülden sevmemiz O’nun hakkı bizim de en önemli vazifemizdir.
966)- Müslüman olmak güzel, güzel müslüman olmak daha güzel ve güzel müslümanlıkta mütemadi olmak ondan da güzeldir.
967)- Cenâb-ı Hak’ta mütekabiliyet ahlakı var. O (celle celâlühû), “Siz Beni anın, Ben de sizi anayım; Siz dua edin, Ben icabette bulunayım!” buyuruyor. İnanan gönüllere düşen böyle bir tenezzül-ü ilahînin hakkını vermeye çalışmaktır.
968)- Osmanlılar tarihe Allah’ın bir lütfudur. Onların kıymetini anlamak için şimdilerde kan gölüne dönen coğrafyalara bakmak yeterli olsa gerektir.
969)- Aklı, dehayı ve karizmayı bütün bütün nefyetmeyelim ama şunu da unutmayalım ki; aslolan meşîet-i ilahiyedir ve neticede hep Allah’ın murad buyurduğu olur. İşte bunun içindir ki, hep O Kudreti Sonsuz’a sığınmak iktiza eder.
970)- İnsan işlediği günahın affedileceğini bilse bile o günahından dolayı hep Allah’tan haya etmelidir.
971)- Haybet (kaybetmek) yaşamak istemeyenler her işlerini bir bilene yahut bilenlere danışarak yaparlar.
972)- Duymadan ve hissetmeden bin sene yaşamaktansa, duyarak, hissederek, şuurluca bir dakika yaşamak daha evlâdır.
973)- Bir inançsıza iman hesabına tereddüt kazandırmak bile kâr sayılmalıdır.
974)- Cenâb-ı Allah emanetinini ancak emanette emin olanlara verir. Ehil insanlar çıkana kadar emanet, hep nâehil oldukları zâhir kimselerin elinde dolaşıp duracaktır.
975)- Diliyle ‘Allah’ deyip de yâd ellerde dolaşan bir sürü insan var. Dil ‘Allah’ diyorsa, vücudun her bir zerresi de O’nu söylemelidir.
976)- Günahlara karşı oruçlu olunmalı ve küçücük bir günahla bile oruç bozulmamalıdır.
977)- Dert, hadiseleri insana çok farklı okutturur.
978)- Allah’ın nimetlerini hatırlamak zımnî bir şükürdür.
979)- Ne kadar çok uyursanız, hafıza o kadar çok kapanır.
980)- Bir tek tâlibi bile olsa hak haktır.

 

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...