YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 137. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          ETKİLİ VE HİKMETLİ SÖZLER 
(XVII)

861)- Ne yapıp edip taklide takılı mülahazalardan sıyrılmak lazım!.
862)- Allah’tan (celle celâlühû) isterken, Allah’ı (azze ve celle) istemeli!
863)- Tabiî olmayan davranışlarda inkıtaların olması pek tabiîdir.
864)- Ruhunu yonta yonta onu Cuma Yamaçları’na ehil hale getirememiş insanların hayatı bir yalandan ibarettir.
865)- En büyük hüsran duaya devam etmekten vazgeçip onu terketme düşüncesidir.
866)- Mü’minin sükûtu tefekkür, konuşması da hikmet olmalıdır.
867)- Namazda esneme namaza konsantre olamamanın ifadesidir ve huzurunda durulan Zat’a karşı bir ayıptır. Namaz ibadetini eda eden kimse namaz esnasında esnemekten haya etmelidir.
868)- Dua ederken elleri açıp yukarıda tutmada gevşeklik gösterme bir çeşit ruh miskinliğidir ve onda –haşa– Allah’tan istiğna gibi bir anlam vardır.
869)- Güzel şeylerin güzelliklerindeki ayrı bir derinlik de onlardaki temadîdir.
870)- Hep sırt üstü yatanların Allah’ın lütfuna mazhar olmaları zor hatta imkansızdır.
871)- Din, yaşana yaşana insanın tabiatı haline gelebilir; insan onun peşinde olmalı!.
872)- Gözyaşları, kalbde duyulan hislerin bestesidir.
873)- Allah’ım, beni kendi isteklerim yönünde değil Sen’in muradın doğrultusunda yönlendir!
874)- Bazı dönemlerde bazı vazifeler öne çıkar. İçinde bulunduğumuz dönemde en öndeki vazife Hakk’ı ve hakîkati anlatma vazifesidir.
875)- Allah’tan gelen nimetlerin kesilmemesinin yegane vesilesi, her zaman onları Gerçek Sahibi’ne verip, nefsimiz başta başkalarına izafe etmekten sakınmaktır.
876)- Günümüzde ancak, sağlam, konumunun hakkını verebilen, ismet ve iffet sahibi, prensip insanları tesirli olabilirler.
877)- Güzel söz salih amelle gerçek değerini bulur.
878)- Yaşamanın ancak dine hizmetle bir anlam ifade ettiğini hep hatırda tutmak gerekir.
879)- İyiliklerde esas olan gizli tutulmalarıdır; belki başkalarını teşvik amacıyla izhar edilebilirler.
880)- Bir gece maruz kaldığı bir rüya kirliliği bile iffetli insanın gönlünde ürperti meydana getirir.
881)-Basiret, Efendimiz’in mesajının genel çerçevesidir.
882)- İlim, gerçek kıymet ve derinliğe ibadetle ulaşır.
883)- Ümit, Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz kudretine dayanıp tevekkül etmenin unvanıdır.
884)- Dua, sebepler ötesi bir yöneliştir ve onda hâlis tevhid nümâyandır.
885- İstiaze ve Besmele, namazın atkıları gibi olmalı, sonra da namaz o atkılara göre işlenmelidir.
886)- Dünyanın bütün bağ ve bahçelerine sahip olmanın üç tane insanla ilgilenmek kadar ehemmiyeti yoktur.
887)- Senin onurun Ka’be değil ki yıkılınca kıyamet kopsun!
888)- Allah’ın lütufları ölçüsünde O’na sadık olmak lazım.
889)- Kendi şahsımızla ilgili bir kısım meselelerden dolayı üzüldüğümüz kadar, İslam’ın izzeti ile alakalı hususlarda sıkıntı çekmiyorsak daha alacağımız çok yol var demektir.
890)-“Ben yaptım!” diyenler, kurtuluş aradıkları bir yolda kayıpların en büyüğü olan şirke düşmüş olurlar.
891)- Şeytan boş insanlarla uğraşmaz; gayretli kimselerle uğraşır. Binaenaleyh, hizmet alanı artanlar şeytandan Allah’a daha çok sığınmalıdırlar.
892)- Hiçbir meslek sadece meslek olduğu için yapılmaya değmez. Onunla hedeflenen gaye önemlidir.
893)-Hâl ile hallolmayacak mesele yoktur.
894)- Övülünce sevinme, Kur’an’da münafıkların bir vasfı olarak anlatılmaktadır
895)- Yörüngesini tutturamayanlar ömürlerini gel-gitlerin ağında harcamaktan asla kurtulamazlar .
896- Bir topluluğun izzet ve haysiyeti o topluluğu meydana getiren her ferde bir emanettir.
897)- Ölüm kendisini hissettirmeye başladığı zaman infakta bulunmanın da bir kıymeti olsa bile, aslolan hiç şüphesiz hayatta ve sıhhatli iken vermektir.
898)- İnsan kaynaklı bütün problemlerin altında nefsin kendine bir pay çıkarma arzusu vardır.
899)- Allah’a ait şeyleri kendilerine izafe etmeye çalışanlar en büyük gâsıptırlar. Gasb edenler ise  cezasız kalmaz.
900)- Nefyin en zoru kendini nefiydir.
901)- Hazımsızlık ve çekememe bazen düşmanlardan daha fazla zarar verebilir; pek çok düşmanlığın altında da bu duygu yatmaktadır!.
902)- İrade, Allah’ın insana en büyük ihsanlarındandır.
903)- Ömrünüz bin sene olsa ve siz bir gün vefasızlık gösterseniz, onun tokadını mutlaka yersiniz. İnsan bir vefa âbidesi olmalı…
904)-Günahlar küçük görülürse büyür ve sahibini yutacak hale gelirler; aksine, küçükleri bile büyük görülür, onlardan endişe edilirse o zaman da küçülür ve kaybolurlar.
905)- Medhedilince sevinmek nifak alametidir; hakiki mü’min “koynumdaki akrebi gösteriyorlar” diye düşünüp zemmedilince sevinmeli!
906)- Siz Allah’ı seviyorsanız bilmelisiniz ki O da sizi seviyor; kalbinizde aşk yoksa O’nun nezdinde bir kıymetiniz olduğu da söylenemez.
907)- Bir iş, temelde hayra bina edilmekle   makûliyeti de gözetilmiş değilse niyetin onu güzelleştiremeyeceği açıktır.
908)-Allah’a yakın olmanın en sarîh emarelerinden biri de kibirden uzak yaşamaktır.
909)- Dünyanın en talihsiz insanları başkalarının fikrini almadan, onlara danışmadan iş yapanlardır.
910)- İnsanın doyuncaya kadar tıka-basa yemesi yediği şeylere karşı içinde bir istikrah uyarır ve hamd duygusunu öldürür. İnsan, gözü sofradakilerdeyken yemeyi bırakmalıdır.
911)- Kendini yerden yere vur ama başkalarını hep başının üstüne koy!
912)- Günah işledikten sonra mazeret beyan etmek ayrı bir günahtır. Yapılması gerekli olan şey tevbe, inabe ve evbedir.
913)- En küçük nimetlere bile şükretmeyenler, pek büyük ihsanları dahi zayi ederler.
914)- Allah’ım! Hayrât ve hasenâta Senin ihtiyacın yok; ama ilâhî lütfuna benim ihtiyacım çok!
915)-Kâmil imana ulaşmak, Allah’a hep yakın durma ve her zaman O’na yakın olma yollarını araştırmaktan geçer.
916)- Hiç katkıda bulunmadığı bir işten dolayı methedilmekten hoşlanmak –Kur’an’ın açık ifadesiyle– büyük bir nifak alametidir.
917)- Kâmil mü’min olmaya azmedenler kusurlarını duymaktan dolayı rahatsız olmamayı kendilerine bir şiar edinmelidirler.
918)- Mü’minin namazdan daha önemli işi olamaz; o, namazı kendine takvim yapmalı ve işlerini elden geldiğince ona göre ayarlamalıdır.
919)- Hayatınızda bir iğne ucu kadar günahınız varsa onu gözünüzde çok büyük görmeli ve “Her şeyi görüp bilen Müheymin bunu bana sorduğunda ne yaparım?” diye düşünmelisiniz. İşte gerçek iman budur.
920)- “Lime tekûlûne mâ lâ tef’alûn/Niçin yapmadığınız şeyleri başkalarına söylüyorsunuz?” demek, “Madem yapmıyorsunuz, o halde söylemeyin” demek değildir. O,“Madem söylüyorsunuz o halde söylediklerinizi evvela siz yapın” demektir. Onun için insan yapmasa da söylemeli, fakat dediklerini de yapmaya çalışmalıdır.

 

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...