YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 13. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSRAF VE ZARARLARI   (IX)

SONUÇ

Dinimizde hem israf ve hem cimrilik mezmüm( kötü)dür. O itibarla İslâm, “yeme-içme ve her türlü harcamada ifrat ve tefrit arasında orta bir yol takip edilmesini istemiştir.” (Furkan, 67 )                          Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur: "Elini bağlı olarak boynuna asma. Onu büsbütün de açıp saçma. Sonra kınanmış olarak pişman bir halde oturup kalırsın" (el-İsra, 17/29). Burada "boynuna asma" tabirinden cimrilik etmenin kastedildiği, "Açıp saçma" tabirinden ise, israf olduğu belirtilmektedir. Bu iki husus da birbirinin zıddı olan fakat tasvip edilmeyen kötü alışkanlıklardır.
Cimrilik, meşruiyet ölçüleri içinde olan faydalanmaktan kendini ve çevreni mahrum bırakmaktır. İslâm ise, kişiyi, meşru sınırlar içerisinde (asgari )faydalanmakla mükellef tutar, ölmeyecek kadar yemek-içmek gibi.  Helal ve Mübah bir şeyi insanların haram olarak telakki ve lanse etmelerini, haram bir şeyi helal saymakla eşdeğer sayıp bu husustaki kabul ve reddi direkt imanla irtibatlandırır. Nitekim İman: “Amentü’nün esaslarıyla beraber Zarurat-ı Diniye’nin de ( Haramın haram, helalin helal olarak ) aynen kabul edilmesidir. Yani emir ve yasakları fiilen yerine getirmek dinin ameli (ibadet ) veçhesini alakadar ederken, bunların böyle olduğuna inanmak ise akide yönünü teşkil eder.
İsraf ise hem fert ve hem de toplum için büyük bir deformasyondur. Bir ayette Cenâb-ı Hak, "Ey Âdemoğulları,( …)  yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" buyurmaktadır. (el-A'raf, 7/31). Bu yönüyle israf, İslâm'ın hoş görmediği ve insanın tatmin(sizlik), gösteriş ve kibir alameti sayılan lüks harcamalara medar olmaması için servetin kabarıp zenginler arasında tedavül eden bir sulta (baskı ve hegemonya aracı) teşkil etmesi istenmemiştir.  ( Haşır 7 )  Bu yüzden lüks, bir toplum için "şer" kabul edilmiştir. Lüksün hoş görülmediği ve haram kılındığı konusunda çeşitli Nasslar ( Ayet ve Hadis) bulunmaktadır.
Burada lüksten maksat: İçki, kumar, fuhuş, aşırı giyim, gücünün üzerinde gereksiz harcamalar, gurur-kibir, şan-şöhret için ziyafet düzenlemeler gibi harcama ve tamamen havai-nefsani duyguları tatmine müteveccih yaşantılardır.
Kur'an-ı Kerîm, tarih boyunca lüks ve rahat bir hayat sürenlerden söz eder. Bunlar kendilerini helâke sürükledikleri gibi onlara uyanları da aynı akıbete duçar etmişlerdir. Bir toplumda lüks içerisinde olanlar varsa, mutlaka orada zayıf durumda olan mağdur ve muhtaç kesimler de bulunur.
Refah ve lüks içerisinde yaşayanlar, rahata ve lüzumsuz harcamaya düşkün ve Şehevi lezzetlerine karşı da zaaf içindedirler. Kur'an-ı Kerîm bu tür sapmış ve haddi aşmış toplumların isyan içerisinde bulunduklarından söz etmektedir: "Biz herhangi bir ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın zengin ve şımarık ileri gelenleri, mutlaka; "Biz, sizin getirdiklerinizi inkâr ediyoruz" demişlerdir" ( Sebe, 34 )
İsraf, ferdin olduğu kadar, topluma yön veren ilgili kurum ve otoritelerin de dikkat etmesi gereken çok önemli bir husustur. Bu itibarla herkes, gerekli ihtiyaç maddelerinden kabul edilen( ekmek, su ve diğer gıdalar gibi) malları harcarken de, gereğinden fazla harcamamaya riayet etmek durumundadır.
Kişinin, iyi bir hayat sürmesi için, yapacağı harcamalara hiçbir şekilde sınırlama getirilemez. Yeter ki, bu harcamalar, İslâm'ın toplum içinde beklediği fayda ve hizmetlerin yerine getirilmesine yarasın.  Aksi halde İslam İktisat sistemi, bütün kaynakları rantabıl (verimli ) kullanmamayı, henüz tüyü bitmedik yetimin hakkını gasp olarak deklare eder. Çünkü İslâm toplumunda ihtiyaçları, öncelikle  (ve özellikle )zaruretler tayin eder. İslâm, kaynaklar ve ihtiyaçlar arasındaki dengenin israf etmeden düzenlenmesini öngörür.
İsrafın haramlığını ilk başa koyan İslâmî İktisadın üretim tarzı: İnsanların beslenme, barınma, giyinme, ulaşım gibi her türlü ihtiyaçlarını kâfi bir şekilde karşılamak hedefine matuftur. Yani ne kadar tüketilecekse o kadar üretim yapılmalıdır. Nefsin arzularının sınırı olmadığı için, İslam, insandaki maddi tatmini manevî sahaya aktarmakla bu ihtiyacı da bir şekilde giderir.
Batı Ekonomisi ise ihtiyaçlara göre değil de sınırsız-sorumsuz bir şekilde üretip yer altı ve yer üstü kaynaklarını  -alabildiğine- israf ederek sömürmeyi yegane gaye edinmişir. Yani Kapitalist sistemde: Ne kadar üretildi ise mutlaka tüketilmelidir. O yüzden tüketmek için, çoğu yalan ve aldatmaya dayalı flaş pazarlama ve cazip reklâm teknikleriyle, insanın, zaten sonu gelmeyen nefsani arzuları ha bire kamçılanır. Böylece “ahsen-i takvim” üzere yaratılan ve mükerrem bir varlık olan insan, ruhu pörsümüş, nefsinin zebunu olmuş “Hazcı, Eyyamcı ve Hedonist bir hale getirilmiştir.
Hulasa: İslam İktisadında her şey insan için yaratılmıştır ama insan, yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemelidir. Kapitalist Ekonomide ise mademki her şey insan içindir. Öyle ise insan yemek gayesiyle yaşamalıdır. Başka milletlere ait yer altında ve yer üstünde ne var-yoksa hepsini sömürmeli, gerekirse bunun için savaşmalı, ellerinden cebren ve hile ile almalıdır.
O yüzden günümüzün Batı ideolojileri hep Ekonomi ve Ateizm üzerine kuruludur: Marksizm, Materyalizm Kapitalizm, Komünizm,  Sosyalizm, Liberalizm ve Emperyalizm…  (Tilki-tavuk misali: Tilki 40 tane fıkra bilirmiş, kırkı da tavuk üzerine.) …
Bu ideolojilerle kesif (yoğun) bir şekilde taarruz ve tecavüze uğrayan Batı, neticede neseb-i gayri sahih çocuklar meydana getirerek bütün Dünyayı bunlarla berbat ve perişan etmiştir. Artık bu gün Dünyada çılgın, sınırsız-sorumsuz yaşayan ve tüketen bir nesil meydana gelmiştir: Belden yukarıda yiyor, belden aşağıda düşünüyor.
Binaen aleyh Müslümanın tüketirken göz önünde bulunduracağı başlıca esaslar olmalıdır:
a)-Haramdan kaçınma: Haram yiyenler karınlarına sanki ateş koymuşlardır. Ateş, odunu nasıl yiyip bitiriyorsa haram da sahibini ve ondan olacak nesli (manen) tüketir. İbadetler zor gelir. Hz. Allah, haramla kirlenen bir insanı huzuruna kabul etmez. Asrımızın din ve iman düşmanlarından birisine sorarlar: Efendim, bir memleketi çok çabuk şekilde yıkar ve insanlarını nasıl perişan edersiniz?  “Haram yedirerek” diye cevap verir. Haram yiyenin Esas Ahirette işi çok zordur.

b)- Helâlinden tüketme: Bir insanın mükellef olduğu farzlardan bir tanesi de “helal kazanç ve lokma” teminidir. Helal kazanç, insana ibadet şevki ve gücü verir. Nice insanlar, Allaha ibadet için can atar, ama bir türlü gerçekleştiremezler. Bunun altında yatan çok önemli esbab-ı mucibe den birisi helal lokma meselesidir. Ahirette de hesabı çok kolay olacaktır.
c)- Temizlik: Cenab-ı Hak, mübarek kitabında, hem peygamberlerine hem de bütün inananlara : “Size rızık olarak verdiklerimizin en temizinden yiyin buyurmaktadır.” Buna göre, bırakın haramı, şüpheli ve şaibeli şeylerin bile boğazdan girmemesi icap etmektedir.
d)- Aşırılıklardan kaçınma: Bütün hal ve harekette olduğu gibi burada da israftan korkmak gerekir.
e)-  Sağlığını tehlikeye düşürmemek: Sağlık, Allahın en büyük ikramlarından birisidir. Geçici zevk ve keyifler uğruna feda edilmeyecek kadar önemlidir.
 f)-  Çevredekileri de hesaba katmak:  Herkes, her şeye sahip değildir. Razzak-ı Âlem, rızıkları, taksim ederken, farklı farklı vermiştir herkese. O yüzden elimizdeki nimetleri kullanırken ondan mahrum olanları da düşünmenin boynumuzun borcu olduğunu asla göz ardı etmemeliyiz.“Tersi de olabilirdi” diye şuurluca hareket edersek hem israf etmez, hem de onlara nasıl faydalı olabileceğimizin planını da yapmış oluruz.
İslâm, israf yasağı ile özel mülkiyet hakkına bile sınır getirmiş, servet kimin olursa olsun, onda toplumun hakkı bulunduğunu açıkça söyleyerek,  bu hakkın ihlal edilmesine engel olmuştur.
Velhasıl: İslâm'ın yasak ettiği her türlü harcama, -içki, kumar, uyuşturucu gibi- kişiye ve topluma zararı olan; hatta insanı başkalarına muhtaç hale düşürecek kadar ölçüsüz yapılan bağışlar dahi israf sayılmıştır.  Zamanımızı boşa harcamak israftır ve bunun hesabı bizden sorulacaktır. Gereksiz olarak musluktan akıtılan su, yakılan elektrik israftır, bütün insanlara ait olan nimetlerin heba edilmesidir.
İsraf kavramını daha geniş tutmak,  maddî-manevî her türlü değer ve imkânın boşu boşuna harcanması olarak düşünülmesi gerekir.

NOT: Bu yazımız, israf konusunun dokuzuncu ve son yazısıdır. Hz. Allah’ın, fert ve toplumun dünya-ahiretini perişan eden bu dertten, herkesi korumasını ve kurtarmasını dileriz.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...