YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 117. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

ŞEYTAN VE HİLELERİ
(VII)

2)-  Kendi ağzından şeytanın hileleri
Bu bölüm, Meşhur Mutasavvıf ve Şeyhi Ekber Muhyiddin-i Arabi'nin "Şeceret'ül Kevn" adlı eserinden kısaltılarak iktibas edilmiştir.
İbn-i Abbas (r.a.)’dan naklen Mu-az b. Cebel rivayet ediyor: Bir gün Resülullah (s.a.v.) ile beraberdik. Ensar’dan birinin evinde toplanmıştık. Tam bir cemaat olmuş, sohbete dalmıştık. Bu sırada, dışarıdan bir ses geldi: “Ev sahibi!İçerdekiler! Eve girmeme izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim ve görülecek işim var.”
Bunun üzerine, herkes Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin yüzüne bakmaya başladı. Orada ve her zaman büyük o idi. İzin ondan çıkacaktı. Resülullah (s.a.v.) Efendimiz, duruma vakıf oldu:
- "Bu seslenen kimdir, bilir misiniz?.." Buyurdu... Biz hep birden şöyle dedik:
- En iyi bilen Allah ve Resulüdür. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz:
- "O, laîn İblistir. Allah'ın laneti onun üzerine olsun..." Buyurunca; hemen Hz. Ömer:
- Ya Resülullah, bana izin verirseniz, onu öldüreyim… Efendimiz bu izni vermedi ve şöyle buyurdu:
- "Dur ya Ömer, bilmiyor musun ki; ona belli bir vakit mühlet verilmiştir. Öldürmeyi bırak. Kapıyı açın, gelsin... O, buraya emirle gelmiştir. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz..."

Peygamberimizin Yanına Şeytan’ın gelmesi
- Kapıyı ona açtılar, içeri girdi ve bize göründü. Bir de baktık ki: Bir ihtiyar, şaşı (kör şeytan yani ) , kısa ve köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu. Selam verdi, onun bu selamına Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şu mukabelede bulundu:
-  "Selam Allah'ındır ya laîn..." "Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?"
Şeytan şöyle anlattı: Ben buraya, kendi arzumla değil, mecburen geldim.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz sordu: "Nedir o mecburiyet?" Şeytan anlattı:
- İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi, dedi ki: Allah-ü Teala sana emir veriyor: Muhammed'e gideceksin ama düşük ve zelil bir halde (gerçek hüviyetinle).  Adem oğullarını nasıl kandırdığını ve aldattığını anlatacaksın ama sana ne sorarsa doğrusunu söyleyeceksin. Sonra Allah-ü Teala buyurdu ki:
- Söylediklerine bir yalan katarsan, doğruyu söylemezsen seni kül ederim, rüzgar savurur; rezil-rusvay olursun!
İşte böyle; ya Muhammed, o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğin her şeyi bana sor. Şayet doğru cevap vermezsem; düşmanlarım benimle eğlenecek. Düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.

Şeytanın Sevip-Sevmediği Kimseler
Bundan sonra, Resulullah (s.a.v.) Efen­dimiz şöyle sordu:
- "Madem ki, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat: Halk arasında en çok sevmediğin kimdir?"
Şeytan şu cevabı verdi:  Sensin, ya Muhammed... Allah'ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra, senin gibi kim olabilir ki? Resulullah (s.a.v.) Efendimiz sordu:
- "Benden sonra, en çok kimlere düşmansın?.." Şeytan anlattı:
-Müttaki bir gence ki, kendini Allah yoluna vermiştir.
Bundan sonra, sual cevap aşağıdaki şekilde devam etti. Resülullah (s.a.v.) Efendimiz sordu; şeytan anlattı:
- "Sonra kimi sevmezsin?"
- Kendisini sabırlı bildiğim, şüpheli işlerden sakınan alimi...
-"Sonra?.."
- Temizliğine hassasiyet gösteren kimseyi.
-"Sonra?.."
- Sabırlı olan bir fakiri ki; ihtiyacını hiç kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
- "Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nereden bilirsin?.."
-Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı, onun sabrını; halinden, tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
- "Sonra kim?.."
- Şükreden zengin.
- "Peki, ama o zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın?.."
- Onu görürsem ki, aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki: O şükreden bir zengindir.

Hulafa-i Raşidine Şeytanın Tavrı
Bundan sonra, Resülullah (s.a.v.) Efendimiz ashabı hakkında ona bazı sorular sordu:
- "Ebubekir için ne dersin?.." İblis buna şu cevabı verdi:
- O bana, cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam’a girdikten sonra nasıl bana itaat eder?
- "Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin?.."
İblis buna da şu cevabı verdi:
- Allah'a yemin ederim ki, her gördüğüm yerde ondan kaçtım.
- "Peki Osman b. Affan için ne dersin?.."
- Ondan utanırım... hem de çok... Na­sıl ki, Rahman'ın melekleri de ondan uta­nırlar. ..
- "Peki, Ali b. Ebu Talip için ne dersin..."İblis onun için de şöyle dedi:
- Ah, onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa; ben de kendi başıma kalsam... O, beni bıraksa... ben de onu bıraksam... Ben onu bırakırım; ama o beni bırakmaz.

Balkıca

Döviz

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...