YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 112. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

ŞEYTAN VE HİLELERİ
(II)

Azazil’in Rahmet-i İlahiden Kovulması
Bu anlayış Şeytan'a, Allah'ın huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lânetini hakketme dışında, hiç bir şey kazandırmadı. Çünkü daha ilk etapta hasetlik ve fesatlığından kaynaklanan kin-nefret ve öfke bütün benliğini öyle sarmıştı ki, kendisine bir istikamet sağlayacak akılla beraber bütün melekelerini kaybetmiş; kör, sağır ve lal olmuştu adeta. Düşünemiyor, toprak ve ateşin ötesine gidemiyordu.
Halbu ki secde-i emr-i İlahi, yalnız Âdem'in şahsına değil, insan nev'inin kerametine ve eşref-i mahluk olmasına ait bir imtiyazdı (Yazır. III, 2129).

İblis ve Şeytan adı verilmesi
Hz. Âdem'e karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilâhi rahmetten ebediyen kovulması "İblis" adını almasına sebep oldu. Azâzil, Âdem'e secdeyi kabul etmediği andan itibaren, "hayırdan ümidini kesmiş, pişmanlık ve üzüntü duyan" anlamında İblis; insan’ın atasını cennet'ten çıkarmaya çalıştığı andan itibaren de Şeytan adını almıştır.
Kur'ân'da Âdem’e secde söz konusu olan bütün âyetlerde özellikle "İblis" kelimesinin kullanılmış olması hem yukarıdaki görüşün doğruluğu, hem de âyetlerde kullanılan kelimelerin yerli yerince seçilişi ve Kur'ân'ın yüce üslûbu hakkında bir fikir vermektedir.
İblis İntikam alma Peşine düşüyor
Şeytan'ın bu itirazı ise büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkâra götüren bir isyana dönüştü. Nihayet Allah'tan şu hitap geldi: “قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ = İn oradan! Orada büyüklenmek sana düşmez, defol!. Sen alçağın birisin! ( A'raf, 13; )
Hz. Âdem'e secde emri karşısında isyan eden ve melekler arasındaki yerini de kaybederek tamamen yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Bir başka deyişle (cibilliyetinin icabı olan ) şeytanca tutum içerisine girdi. Çünkü insan yüzünden İlâhi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Kendi fasit felsefesine göre: Buna sebep olan insandı. Öyle ise intikamını, hem de çok ağır ve acı bir şekilde, önce Adem sonra onun çocuklarından behe mahal almalıydı.
(Aslında Hz. Adem’in Aba-ü ecdadı, ümmehatü-ceddadı olsa onlardan da intikam alırdı. Büyük ihtimal çok araştırmıştır da bulamadığı için hemen çocuklarına dönmüştür.)
Çünkü sonradan yüzüne çaldığı meleklik boyası secde gibi rahmet yağmuru ile yıkanmıştı. Yani boya gidince foya ortaya çıkıvermişti. Amacına ulaşabilmek için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi.

Melekler İ’tiraz etti mi
Şeytanın bu tavrı aslında insanın üstünlüğüne yapılan ikinci itirazdı. Birincisi meleklerden gelmişti (Bakara, 30). Fakat Meleklerinki bir itirazdan maada, kendilerine sorulan bir soruya, bildikleri veya anlayabildikleri kadarıyla, sadece cevap vermekten ibaretti. Zaten yanıldıklarını derhal anlayınca: “
 قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ   = Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin,” dediler.

Şeytana Mühlet verilişi
Hz. Âdem (a.s)'a secde emri karşısında büyüklük taslaması sonucu ilâhi rahmetten ümidini kesen ve tamamen yalnız kalan şeytan, hayatından da endişe etmeye başladı. "- İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver" ( A'raf, 14) diye Allah'a yalvardı.
Bu şekilde mühlet istemekle tekrar dirilmeden sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden kurtulacağını sanıyordu. Onun bu ölümsüzlük isteği, "...belirli bir zamana kadar" (Hicr, 38) kaydıyla, "Sen mühlet verilenlerdensin!." (A'raf, 15) seklinde cevaplandırıldı. Belirli bir zamandan maksat ise, sûr'a birinci üfleniş zamanıdır ( Neml, 87). Bununla o, zillet ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de bu oldu.
Buradan da anlaşılacağı gibi, şeytan aslında Allah'ı ve öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmediği gibi Âdem'in nesli ve zürriyeti olacağını, dünyada bir müddet yaşayıp sonra öleceklerini ve bir gün gelip tekrar diriltileceklerini de biliyordu. Şu halde onun küfrü Allah'ı ve âhireti inkâr şeklinde değil, teklif edilen emrin gereğini yerine getirmeyi kabul etmeme ve itiraz şeklindedir (Yazır, a.g.e., III, 2135).

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...