YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 107. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM’A GÖRE GÜNAH VE ÇEŞİTLERİ
(II)

İslamda Günah
İslâm, bir ırk ve sınıfın imtiyazını, insanların günâhlı doğduklarını, günâhların şahıslar tarafından affedilebileceğini kabul etmez. " Doğan her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra anası-babası onu yahudî, hristiyan veya mecusi yapar" "Annesinden doğan her insan fıtrat üzerine tertemiz doğar" (Müslim, Kader,22, 25).

İslâm, insanın bir başkasının yaptığından, gücünün yetmediğinden sorumlu olmadığını kabul eder. Kişinin sorumlu olabilmesi için olgunluk yaşında ve aklının başında olmasını şart koşar.

Kişi, kendi hür iradesi ile, isteyerek yaptığı işlerden sorumludur. Dileme ve tercih etme insana aittir. İşin varlık âlemine çıkması ise Allah'ın yaratması iledir. İnsan o işin meydana gelmesine sebep olan irade etme ve bunun sonucu olarak o amele meyletmekten sorumludur: Ayrıca Allah, unutarak ve bilmeyerek, uykuda uyuyup kalmak süretiyle meydana gelen günâhlardan da insanı sorumlu tutmamaktadır.

İslâm, insanın günâh işlemesiyle sonuna kadar kötü kalacağını kabul etmez. İnsanın günâhının affedilmesini başkalarının tasarrufuna bırakmaz. Kulun Allah'a tövbe etmesi, her yerde, her zaman mümkündür. "Allah kullarının tövbelerini kabul eder ve yaptıkları günâhları bağışlar" (eş-Şûrâ, 42/25). Hz. Peygamber (s.a.s.) de insanları tövbe etmeye teşvik etmiştir: "Bütün insanlar hatalıdır; hatalı insanların Allah katında en makbul olanları tövbe edenleridir" (et-Tac, V, 151).

Günâhlarda ısrar etmek, hakkın aynası olmak için yaratılan iman yeri olan kalbi karartır. Günâh kalbe işleyip onu karartarak iman nurunu oradan çıkarıncaya kadar katılaştırır. Her bir günâhın içinde küfre gidecek bir yol vardır. Günâh, istiğfar (tövbe) ile hemen yok edilmezse, kalbi kötülüğe sürükler ve Allah'ın itaatinden çıkmış bir kalp hâline getirir.

Günâh düşünceden pratiğe geçmemişse cezası olmaz. Resulullah (s.a.s), " Allahu Teâlâ ümmetimden nefislerinde yapmayı arzuladıkları şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları müddetçe affetti” buyurmuştur. (Buhârî, VII, 59)

Günahın Kısımları
Sorumluluk ve ceza açısından günâhlar kebâîr ve sağaîr diye iki kısma ayrılır.

1- Büyük Günahlar
Kebâir (büyük günâhlar): Allah'ı tanımaya engel olan ve yapılması hâlinde şer'î ceza gereken veya Allahu Teâlâ'nın cehennem azabıyla tehdit ettiği günahlardır. Bir başka görüşe göre Allah'ın yasakladığı her şey büyük bir günâhtır. Büyük günahların sayısı hadis rivayetleri göz önünde bulundurularak, yedi, dokuz, yetmiş, iki yüz olarak tespit edilmiştir (Şerhu Akideti't-Tahâviyye, s. 370-371).
Peygamber Efendimizden Hz. Ali ve Ebu Hüreyre kanalıyla rivayet edilen  “Günahı Kebair” şunlardır
* Allah'a ortak koşmak,
*Adam öldürmek,
*Zina iftirasında bulunmak,
*Zina etmek,
*Savaştan kaçmak,
*Sihir yapmak ve büyü yaptırmak
*Yetim malı yemek,
*Ana-babaya karşı gelmek,
*Haremi Şerifte günah işlemek,
*Faiz alıp vermek,
*Hırsızlık yapmak,
*İçki içmek,
* Kumar oynamak.

En büyük  günah şirktir
Kebâirin (büyük günâhların) en büyüğü Allah'ı tanımamak, zatında, sıfatında ve fiillerinde O'na ortak koşmaktır. Buna ekberu'l-kebâir denir. "Allah, kendisine şirk koşulmasını asla affetmez. Bunun dışındakileri, dilediği kimseler için, affeder   " إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا
Manası: Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.  ( Nisâ, 48).
Şirk, Allah’a karşı yapılan en büyük zulümdür ve haksızlıktır.. O sebeple Lokman a.s. oğluna nasihat ederken : وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لِابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ  =  Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti. (Lokman, 13)
Çünkü Şirk, aynen küfür ( Allah’ı tanımamak) gibi olup onun farklı bir versiyonudur. Tevhidin dışında kalanlar mutlaka bu iki tehlikeden birine düşmek durumunda kaldıkları için Cenabı Hak bir ayeti kerimede bütün insanlığa şunu sorar:  “فَذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَل َ = İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır? (Yunus,32)

 Evet, tevhit yoksa hakikaten geriye kalan ya küfür veya şirktir. Her ikisi de affı hiç ama hiç mümkün olmayan günahlardır.
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...