YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 101. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İMAN VE TEVHİT
(IV)

İçgüdü denen şey

 Sfenk denilen bir cins yaban arısının öleceğini anlayıp yavrularını dünyaya getirmesi oldukça ilginç. Bu arı yavrularına ait yumurtalar için bir çukur kazıyor. Bu çukura bir de çekirge bırakıyor. Ama bıraktığı çekirgeyi öyle bir yerinden sokuyor ve öyle hassas oranda zehir bırakıyor ki, çekirge ne ölüyor ne de hareket edebiliyor. Adeta bitkisel hayata giriyor. Anne arı bu şekildeki yuvanın ağzını kapatıp bir daha dönmemek üzere gidiyor. Yumurtadan çıkan yavrular konserve haline getirilmiş çekirgeyi yiyerek besleniyor. Biraz güçlenince de yuvadan ayrılıyorlar.
Şimdi şu soruları soralım. Arı öleceğini anlayıp bu faaliyetleri yapma yoluna nasıl girebiliyor? Hastanedeki hemşireler bile iğneyi vururken damarı bulmada zorlanırlarken arı çekirgede sokacağı yeri nasıl biliyor ve nasıl oluyor da onu öldürmeyip felç edecek oranda zehirleyebiliyor.
Bizim bile anlamakta zorlandığımız şeyleri arının anlayarak yaptığını veya ateistlere göre bu işleri bağlı bulunduğu tabiat derneğinin diğer üyelerinden öğrendiğini söyleyenler ve içgüdü deyip basite alanlar arılara bile komik olacaklardır.
En iyisi biz buna sevk-i tabii (veya İlahi bir yönetim) diyelim. Çünkü Hz. Allah yarattığı hiçbir varlığı başıboş bırakarak onlara ne haliniz varsa görün, benden bu kadar, karışmıyorum işinize dememiştir. Kainattaki her zerrenin tedbir ve tedvirini de yine kendisi sağlamaktadır. Nitekim bir ayet-i kerimede: “وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ  = Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. (En’am, 59)

Eserin harikalığı sanatkarın harikalığını ve büyüklüğünü de gösterir.

İsterseniz başımızı kaldırıp birazda gök yüzüne bakalım. Bundan 2000 yıl önce dünya denilince Akdeniz ve çevresi akla geliyor, güneşin büyüklüğü hakkında olsa olsa Arabistan kadardır diyorlardı. Şimdi ise gelişen teknolojinin gösterdiği genişliği anlamakta zorluk çekiyoruz.
Güneş, dünyadan 1milyon 300 bin defa büyüktür. Işığı bize, saniye de 300 bin km hızla geldiği halde, 8 dakikada ulaşır. Güneşin içinde 20 bin, yüzeyinde ise 6 bin derece sıcaklık vardır. Eğer merkezinden toplu iğne başı kadar bir parçayı getirse idik 160 km uzaklıktaki bir insanı sıcaklığı ile öldürecekti. Dünyamıza milyonda biri gelen Güneş ışığının tamamını depolamak mümkün olsa idi bir yıl boyunca insanların tüm ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Güneşin bu kadar büyüklüğüne rağmen bizim galaksimiz içindeki yeri çok ufaktır. Güneş sisteminin yer aldığı galakside güneşden çok büyük olan 200 milyar yıldız bulunuyor. Kainattaki galaksi sayısının ise 100 milyar olduğu sanılıyor.
Bu büyüklüklerin ne anlama geldiğini anlamak için galaksimizin ölçüsünü verelim. Samanyolu galaksimizin eni 10 bin ışık yılı ( ışık hızının saniye 300 bin olduğunu hatırlayın) boyu ise 100 bin ışık yılı, çapı ise 60 bin ışık yılı. Şimdi bu ölçülere sahip olan 100 milyar tane daha galaksi olduğu ilim adamları tarafından söyleniyor. Hayalimizle dahi anlamakta zorlandığımız bu büyüklüğü anlamak için kainatı ufak bir maket haline getirelim bir de öyle bakalım:
15 milyon km’lik (60 bin ışık yılı) bir alanı kaplayan güneş sistemini bir toplu iğne başı kadar küçültelim, güneş sistemi bu kadar küçülünce dünyadan 1300 000 defa büyük olan güneşi bu maket içinde mikroskopla bile göremiyoruz. Bu noktada dünyanın daha ötesinde insanın küçüklüğünü anlatacak ifade bulamıyoruz. Burada çok çok küçük ifadesi bile çok çok çok büyük kalıyor.
Bu maket içinde bize en yakın yıldız olan Alfa Centaure 200 m. ötede yer alacak. Her bir yıldız toz zerresi kadar küçük bir hale gelecek. 200 milyar yıldızı içine alan galaksimiz bu maket içerisinde Asya kıtası kadar bir yer tutacak. Uzaya doğru yol alınca bizim galaksimizden 50 bin km ötede Yine Asya kıtası büyüklüğünde bir başka galaksi karşımıza çıkacak yine maketimiz içinde 2 milyon galaksiye uğradığımızda maketimizin 5 milyon km çapında bir yer kapladığını da göreceğiz. Geride daha uğrayacağımız milyarlarca galaksiye bu makette uğramıyoruz. Durum böyle olduğu halde maketimizin büyüklüğüne bir bakalım;
Şimdi başa dönelim 5 milyon metrekarelik maket içinde yerimiz görünmeyecek kadar. Maketin içinde bile yerimiz görünmez ise gerçek kainat içinde yerimiz acaba nasıldır. Evet kainat bu kadar büyük, biz de küçüklüğümüzü anlayamayacak kadar küçüğüz. Öyle ise insan haddini bilmeli.!

Tekrar gözümüzü yere çevirelim ve mikroskopla bakalım. 1 gram toprakta yüz milyon canlı bulunur. Bunlara bakteri diyoruz. Bunlar hayatımızın devamını sağlarlar. Organik maddeleri ayrıştırır. Ölü-canlıları ayrıştırarak toprağa dönüştürür. Belki onlar olmasa yeryüzü insan ve hayvan cesetleri ile dolacak. Düşünün ki cesetler, yapraklar, çürüyen ağaçlar toprağa karışmayacaktı, yıllar yılı o şekilde kalacak ve duracaklardı. Gerçekten dünya, ne yaşanılmaz bir hal alırdı değil mi?

Kainat sarayında yukarıdan buraya kadar yaptığımız kısa seyahatte görüldü ki, Kainatta en ufak şeylerden en büyük şeylere kadar bir ilim, irade, kudret ve sanat kendini gösteriyor. Bir ota bile sebep olamayan tabiatın bu kadar muntazam işlere sebep olacağını düşünmek ve kabullenmek İnsanı, insanlık seviyesinden aşağıya düşürür.

Bu kadar delilden sonra hala Allah’a inanmayan insanın, Ben inanmıyorum demesi bir şey ifade etmez. İddiasına delil getirmesi gerekir. Güneş her tarafı aydınlatıyorken gözünü yumup karanlık diyen insan sadece kendine karanlık yapar. Güneşler kuvvetinde bunca delil varken hala yoktur diyenler güneşe gözünü yuman körlerdir. Profesör de olsalar körlerdir. Bu kadar açıklamadan sonra Biz Kuran’ın sorduğu soruyu yine Kuran ifadesi ile soralım “وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ =  An dolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; "Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı" derler.” (Zuhruf,9)

Balkıca

Döviz

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...